Bir beslenme uzmanı olarak en fazla karşılaştığım sorulardan birisi 'Spor Şart mı? Yapmasam olmaz mı? Sporsuz kilo versem ne olur?' Fakat bu sorulardan en güzeli de 'Ne kadar süre yapmam gerekiyor? 3 ay yeterli mi yoksa daha mı fazla?'Laughing

Ben de seneler önce bundan 30 kilo daha fazlayken spora hep bu gözle bakardım. Öğrencilik yıllarımda oturduğum ve okulum civarlarında yazılmadığım spor salonu sanırım kalmamıştır. Birine üye olurdum, neymiş efendim yüzme havuzu varmış ve aquagym (havuzda jimnastik) dersi veriliyormuş. Bir ay düzenli giderdim sonra bir bırakırdım, tam bırakırdım. O gittiğim bir ayda da suyunu çıkartır, neredeyse her gün giderdim. Sonra başka bir spor salonunda inanılmaz spinning (kondisyon bisikletiyle grup dersi) dersleri varmış. Gidenlerden bir kaç tanesi ilk hafta hemen 3 kilo vermişler, hem de, hem de....yediklerine hiç dikkat etmeden. Haydaaaaa kilo verme telaşesi var ya içimde, bu sefer de gider o salona yazılıverirdim. Bu hevesim de maksimum bir ay sürdükten sonra başka arayışlar içine girerdim.

Seneler bana şunu öğretti: 'Spora bırakılmak üzere başlanılmamalı, hakikaten bir hayat tarzı haline getirilmeli.' İnsan hiç dişlerini fırçalamaya başladığında bir beyazlasınlar bir daha fırçalamayacağım der mi? Ya da bir müddet beni idare etsin sonra yine fırçalamaya başlarım? Umarım dişlerinizi düzenli fırçalayanlardansınızdır.

İnsanlar çoğu zaman spor yapanlara dıştan baktıklarında: 'Ne güzel! Fit, sağlıklı, sıkı ve kaslı bir vücuda sahip' derler. Ama bir de sporun vücudumuzun içinde yarattığı öyle faydalar vardır ki, bunlar hakikaten saymakla bitmez. Spor esnasında vücut endorfin adlı hormonu (halk dilinde mutluluk hormonu) ürettiğinden insan kendini ruhen de çok daha iyi hisseder. Stres ve depresyona iyi gelir. Genelde psikiyatristler reçetelerinde anti-depresan ile birlikte sporu da yazarlar. Eğer çok klinik bir vaka değilse sadece spor yapmayı önerirler. Yani siz düşünün artık sporun sizin ruhunuza ne kadar iyi gelebileceğini. Fiziksel olarak ta: Kemik erimesi, kolon kanseri, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıkların oluşma riskini de oldukça düşürür.

10 sene önce kilo vermek amacıyla başlamış olduğum pilates bende bağımlılık yarattı. İlk olarak vücudumdaki değişikliği ve kifozuma (halk dilinde kamburluk) ne kadar iyi geldiğini gördüm. Ardından ruhumun buna ne kadar ihtiyacı olduğunu anladım. Şimdi ise daha da fit olmak istiyorum. 2 senedir evliyim, ve evlendikten sonra eşimin oturduğu 80 senelik tarihi bir binaya taşındım. Her gün en az bir kere 3 kat dik merdiveleri çıkmak zorundayım. İki senenin sonunda bu merdivenlere alıştığımı düşünebilirsiniz. Ama hayır, ben hala nefes nefese kalıyorum. Geçenlerde bu durum beni daha da rahatsız etmeye başlayınca hemen telefonu alıp Hakan Demiray'ı aradım. Geçen sene birlikte sunduğumuz NTV programından beri sürekli bana 'Didem, senin pilatesin dışında biraz da kardiyo ve fitness yapman gerekiyor' diyip duran Hakan'ı en sonunda aradım ve şöyle dedim: 'Hakan, artık hazırım. Ben bir şeye bırakmak için başlamam. Şimdi başlıyorum, artık kaç sene birlikte çalışırız Allah Kerim' O da 'Tamam, ne zaman başlıyoruz?' diye sordu. '21 Temmuz 2010'

Heyecanla 21 Temmuz'u bekliyorum... Tabii ki pilatese de devam!!!

Yorumlar (1)

  • aee

    süper başarının devamını diiyorum

    0 Beğen
Yorum yapmak için oturum açın