Didem Kanca Üstay'ın 12/04/2017 tarihinde sözcü gazetesinde çıkan yazısı aşağıda yer almaktadır.

Prof. Dr. Canan Karatay'ın başlattığı, balcılardan ve derneklerden gelen tepkilerle alevlenen bal tartışmaları devam ediyor. Peki Karatay bal için neden zehir diyor? Beslenme Uzmanı Didem Kanca Üstay, özellikle annelerin dikkatini çekerek, çocuk beslenmesindeki bal tehlikesini sozcu.com.tr için anlattı. 

Beslenme Uzmanı Didem Kanca Üstay, internette hiçbir bilimsel dayanağı olmayan tariflerin dolaşmasını, annelerin blog açarak birbirlerine öneri sunmalarını eleştirirken, bu bilgiler arasında dolaşan ‘Şeker yerine bal verin’ sloganına da karşı çıkıyor. Son zamanlarda baldaki tehlikeye dikkat çeken tartışmalara katılan Üstay, bunun nedenlerini anlattı ve önemli bilgiler verdi.

İşte Üstay’ın açıklamaları:

“Son yıllarda çocuklar için özel yemek tarifleri vermek moda oldu. Özellikle sosyal medyada sürekli yemek tarifleri veren blogcu anneleri ve hiçbir gastronomi ya da sağlık bilimleri geçmişi olmayan anneler tarafından çocuklar için çıkarılan özel yemek tarifleri adlı kitapları her yerde görebilirsiniz. Hepsi de tariflerinde aynı şeyi öneriyorlar: ŞEKER yerine BAL kullanın. Çocuklarınızı zehirlemek istiyorsanız, pek tabii kullanın!

 

ANNELER BUNU UNUTUYOR!

Bir gıdayı diğerinin muadili olarak gösterebilmek için sadece besin değerlerinin benzemeleri önemli değildir. Besinlerin pişirme özellikleri de en az besin değerleri kadar hatta söz konusu bal olunca daha fazla önem kazanabilir. Maalesef bu kadar önemli bir konuyu da ancak işin uzmanları fark edebilir.

Ayrıca baldaki şeker de vücutta şekerle aynı etkiyi göstermektedir. Bugün tüm kanser hastalarına şekerden uzak durun denilirken, çocuğunuza bal verdiğinizde zaten ‘şeker' vermiş oluyorsunuz. Üstelik bir de balı ısıtıp, pişirdiğinizde katmerli bir şekilde kanseri davet etmiş oluyorsunuz. Kaldı ki bugün arıları endüstriyel glikoz şurubu ile besliyorlar. Çok araştırmama rağmen glikoz şurubuyla beslenen arıların balındaki şeker oranıyla ilgili bir çalışmaya rastlayamadım. Kanaatimce onların ürettikleri baldaki şeker oranı çok daha yüksek bile olabilir. Bal üretiminde günümüzde tüm dünyada o kadar çok hileler yapılıyor ki doğal bal bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Normal bal bile şeker oranından dolayı şekere bir alternatif olmazken sağlıksız koşullarda şeker verilerek yetiştirilen bal ne kadar sağlıklı olabilir?!

 

ETİKETLERDE YAZAN HMF NEDİR?

Bilim insanları tarafından yapılan klinik çalışmalarda bal kaynatıldığında, hatta uzun süreli rafta bile beklediğinde (6 ay) 5-HMF adlı toksini ürettiği kanıtlanmıştır. Hatta bal paketlerinin arkasında da tüketiciler bu konuyla ilgili uyarılmaktadır. Çoğu paketin arkasında şöyle yazmaktadır: “Oda sıcaklığında (18-24 derece) saklayınız. Zamanla diastaz değeri düşer. HMF değeri yükselir. Bu değişimleri hızlandırmamak için ürünü ısı ve ışıktan koruyunuz.” Peki bu HMF adlı toksin nedir? Nelere yol açabilir?

– HMF ‘karamelleşme tepkimeleri' (şekerlerin erime noktasına kadar ısıtılması) sonucu oluşur. Balın içeriğinde yüksek oranda şeker yer aldığını hatırlamakta fayda vardır.

– HMF kanserojen bir maddedir. Tümör oluşumunda etkilidir.

– Hücrede detoksifikasyınu sağlayan ve biyolojik transferi kontrol eden genlerin oluşumunu azaltarak hücreye zarar vermektedir.

– Hücre adaptasyonunu ve sürekli yaşamını sağlayan gen metabolizmalarına zarar vermektedir.

– Protein ve protein oluşumu mekanizmalarına zarar vermektedir.

– Hücre ölümünü azaltabilmekte, bu da hücre birikimine yol açabilmektedir.

– Hücre. HMF'ye çok fazla maruz bırakıldığında DNA hasarına yol açabilmektedir.

– HMF hücrede furfural biriktirmektedir. Furfural, sigara dumanında da bulunan doğrudan kansere yol açtığı kanıtlanmasa da kanser oluşumuna destek veren bir maddedir.

– Farelerde yapılan çalışmalar sonucunda deri ve kolon (kalın bağırsak) kanserlerine sebep olabildiği çalışmalarda ortaya konulmaktadır.

 

“ANNELER, LÜTFEN DOKTORLARINIZI DİNLEYİN”

Hâlâ balı kaynatıp, pişirip tariflerinizin içine koyup çocuklarınızı zehirlemek istiyorsanız, tabii ki takdir sizin. Yemek tarifleri kitapları çıkaran anneleri uyardığım zaman, aldığım cevaplardan bazıları şöyledir: “Bilimde bugünün doğrusu yarının yanlışı olabiliyor. Ben tariflerimde bal ve pekmezi kullanmaya devam edeceğim.” O zaman bırakalım şeker hastaları da şeker ilaçlarını kullanmayı kessinler! Bir diğeri de şöyle yazmış: “Benim işime karışmayın. Ben tariflerimde bal kullanacağım. Diyetisyenler bu işi bilmiyor.” Bir başkası da “Çocukları yemek yemeyen, iştahsız olanların anneleri bana diyor ki, tarifleriniz nasıl olursa olsun yeter ki çocuklarım yesin. Ben de onlara yeri geliyor şekerli, yeri geliyor bal ve pekmezli tarifler öneriyorum.” Peki sen kimsin? Sadece bir tane çocuğun olmuş ve o iştahsız diye yurtdışından kopya çektiğin tariflerle hiçbir sağlık bilimi geçmişi olmadan nasıl böyle anneleri yönlendirebilirsin? Anneler, lütfen doktorlarınızı dinleyin. Bu tarz şarlatan ve kendini bilmezlerden uzak durun! Peki ya buna ne demeli? Bu kişileri uyardığımda, eşlerinden ya da babalarından tehdit ve ihtarname mektupları aldığımı söylesem? “Sen kendi işine bak. Bizim kızlarımızın, eşlerimizin işine karışma” diyorlar, tabii çok daha ağır bir dille. Bu tarz halkımızın sağlığını tehlikeye sokan kişileri destekleyenler de en az onlar kadar suçludur. Benim uyarılarımı dikkate alıp hatalarını düzeltmek yerine beni susturmaya çalışmaları da insanlığın büyük bir ayıbıdır. Sonuçta söz konusu olan çocuklarımızın sağlığıdır. Tüm tehditlere rağmen halkımızı uyarmaya devam edeceğim. Ben gece yastığa başımı koyduğumda huzurlu uyumak istiyorum. Bu kişiler para verip televizyon programlarında yer alıyorlar. Sağlık Bakanlığımızın acilen bu konuyla ilgili harekete geçmesi gerekmektedir. Özellikle çocuk beslenmesi ile ilgili her türlü tarif, söylem ve tavsiyelerin uzman kişiler tarafından yapılması şarttır. Böyle kontrolsüz şekilde devam ederse ileride bunun bedelini çok ağır ödeyeceğimizden hiç şüphem yok.”

T.C. Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden Gıda Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Arzu Durukan'ın ise şunları söyledi:

“İyi kalite ballarda sıfıra yakın, az miktarda bulunan Hidreksimetil Furfural – HMF'nin maksimum seviyesi birçok ülkede belirlenmiştir. Türk Gıda Kodeksinin Bal Tebliği'nde (2012) HMF düzeyi aşağıdaki gibi verilmiştir:

Balın içindeki şekerin yani früktozun ürettiği HMF, bal ısıtıldığında, kötü koşullarda saklandığında ya da bal eskidiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle balın kalitesinin tespit edilmesinde kullanılan bir belirleyicidir. Çünkü balın değerinin azalmasına ve renginin bozulmasına neden olur.

HMF içeriğinin ısıya maruz kaldığında nasıl değiştiğinin saptandığı bilimsel çalışmalarda farklı zaman ve sıcaklıklarda HMF üretimine bakılmış. Sonuçta artan sıcaklıkların ve maruz kalınan sürenin HMF konsantrasyonunu da kademeli olarak arttırdığı saptanmıştır. ”

http://www.sozcu.com.tr/2017/saglik/bal-neden-zehir-olarak-goruluyor-1787966/

 

  • Henüz hiç yorum yok
Yorum yapın