Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan'ın 07/03/2018 tarihinde sözcü gazetesinde çıkan yazısı aşağıda yer almaktadır.

‘Çocuklarda hiperaktivite ve obeziteyi tetikliyor’

Son yıllarda çocuklarda sıkça görülen 'hiperaktivite' sorunu, anne babaları endişelendiriyor. Peki çocuklarda hiperaktivite sorununu tetikleyen şey, onlara yedirdiğimiz gıdalarda gizli olabilir mi? Beslenme uzmanları uyarıyor!

Bugün şeker fabrikalarının özelleştirilmesi tartışılırken, halihazırda birçok paketli gıdada kullanılan mısır şurubunun tehlikeleri tekrar konuşulmaya başlandı. Mısır şurubu ile ilgili en büyük ve en bilinen tehlike obezite ve diyabet… Peki mısır şurubu nedir, nasıl elde edilir, neden zararlı, en önemlisi de çocukların sağlığını nasıl etkiliyor? Beslenme Uzmanları Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan konu ile ilgili önemli bilgiler verirken, mısır şurubu ve çocuklarda hiperaktivite sorunu ilişkisine dikkat çekti.

Mısır şurubu olarak da bilinen glikoz-fruktoz şurubu, mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor. Hazır gıdalarda kullanılan bu şuruplar maliyeti düşük ve daha tatlı olduğu için gıda sanayisinde kullanılıyor.

Mısır şurubunun sağlığa olan olumsuz etkilerinin konuşulduğu günümüzde, merak edilenleri SAYASA’dan Beslenme Uzmanları Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan’a sorduk. Sürekli yemek yeme hissi uyandıran, tokluk hissini körelten ve böylece obezite, siroz, kolesterol ve diyabet gibi hastalıklara davetiye çıkaran mısır şurubu tehlikesine karşı, ambalajlı gıdaların içindekiler bölümünde glikoz- früktoz şurubu yazısına dikkat etmeniz gerekiyor.

MISIR ŞURUBU HANGİ ÜRÜNLERDE KULLANILIYOR?

Mısır şurubu bugün paketli gıdaların çoğunda yer almaktadır. Belki de etiket okuma alışkanlığımız olmadığından tükettiğimiz besinlerde olduğunun farkında bile değiliz. Gazlı içecekler, şekerlemeler, çikolatalar, bal, meyveli yoğurtlar, aromalı sütler, bisküviler, kahvaltılık gevrekler, ketçap, barbekü gibi soslar, kahve aromalarının çoğunun içerinde bulunmaktadır. Hatta artık dışarıdan aldığımız çoğu baklava, lokum, badem/fıstık ezmesi, kurabiye, kek gibi tatlılarda da kullanılıyor. Bundan dolayı halkımıza her daim ev yapımı yemekler yemelerini ve paketli gıdaların içerik kısımlarını dikkatle okumalarını öneriyoruz.

Çoğunlukla, doğal tadın korunmasının ve orta seviyede bir tatlılığın arzu edildiği gıdalar ile konservelerde %42'lik; alkolsüz içecekler, dondurma ve tatlılarda %55'lik fruktoz şurubu ve çok az bir tatlandırıcı ile yüksek şeker tadının istendiği gıdalarda %90'lık fruktoz şurubu kullanıldığı bilinmektedir.

 

“SÜT İÇMİYORSA, AROMALI SÜT İÇİRMEYİN”

Yukarıda saydığımız gazlı içecekler, şekerlemeler, kahvaltılık gevrekler, aromalı sütler maalesef çocukların sıklıkla tükettiği besinlerdir. Bu sebeple çocukların yedikleri gıdalarda kullanım oranı da oldukça yüksektir. Her zaman üzülerek değindiğimiz konulardan birisi de ailelerin süt içmeyen çocuklara süt içmeleri için aromalı süt vermeleridir. Eğer çocuğunuz süt içmiyorsa bu hiç dert değildir. Kalsiyumu farklı gıdalardan temin edebilir ama aromalı sütlerin hepsinde şeker ve katkı maddeleri vardır.

TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARIN YÜZDE 50’Sİ GAZLI İÇECEK TÜKETİYOR

Çocukların bu gibi besinleri tüketim sıklığına bakılan geniş çaplı bir araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaya göre; Sağlık Bakanlığının, “Türkiye Çocukluk Çağı (7-8 Yaş) Şişmanlık Araştırmasına (COSI-TUR)” göre çocukların %50.2'sinin haftada 1-3 kez gazlı içecek tükettiğini göstermektedir. Yine aynı çalışmada çocukların %55'inin haftada 1-3 kez şekerli barlar ve/veya çikolata tükettiği de belirtilmektedir. Bu veriler aslında çocukların sıklıkla bu besinlere maruz kaldığını göstermektedir.

YÜKSEK ŞEKER İÇERİĞİ, HANGİ HASTALIKLARI TETİKLİYOR?

Yeni yapılan derleme çalışmalar, şeker içerikleri yüksek içecek ve yiyeceklerin çocuklarda ve yetişkinlerde ciddi kilo artışlarına sebep olduğu ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit olduğunu vurgulamaktadır. Obezite, beraberinde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, metabolik sendrom, kanser gibi hastalıklar gibi hastalıklara da davetiye çıkarır.

MISIR ŞURUBUNDA CIVA TEHLİKESİ

Ayrıca yüksek fruktozlu mısır şurubunun sağlık açısından en önemli zararlarından birisi de cıvadır. Üretimi süresince cıva bulaşımı olmaktadır. Cıva, sinir sistemimizi olumsuz bir şekilde etkilemekle beraber yapılan çalışmalarda, karaciğer, böbrek ve sinir hücrelerine zarar verebildiği görülmüştür. Cıva, özellikle çocuklarda çinko kaybına yol açar. Çinkonun çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişimi büyük oranda etkilediği yapılan çalışmalarda gözlemlenmiştir. Bugün yapılan birçok çalışmada hiperaktif çocuklarda çinkonun eksik olduğu ve çinko takviyesi yapıldığında olumlu etkileri görülmüştür. Bu durumda insanın aklına “Acaba hiperaktif çocuklarda bu tarz ürünlerin tüketimi daha fazla olabilir mi?” sorusu geliyor. Ya da hiperaktif çocukların olmasının sebebi bu olabilir mi? Her halükarda çocuklarımızı bu tarz ürünlerden uzak tutmamız gerekir. Yakın zamanda mağazalarda özellikle ödeme noktalarına konulan şeker ikramlarının kaldırılması için bir kampanya başlatmıştık. Firmaların ve Sağlık Bakanlığı'nın bu konuya çok daha duyarlı yaklaşmaları gerekir.  Çocuklarımıza oyuncak, elbise almaya gittiğimizde bu tarz ürünlerle hiçbir şekilde karşılaşmamız ve onların algılarına yerleştirmememiz gerekir.

Ayrıca geniş kapsamlı, tüm dünyada çocuklarla, yapılan bilimsel çalışmalarda şekerin, özellikle fruktozun birebir obeziteyle ilişkilendirildiği gözlemlenmektedir.

ŞEKERİ DE SINIRLAYIN!

Yüksek fruktozlu mısır şurubu da diğer şekerler kadar tehlikeli ve sistemimiz için fazla tüketimi oldukça çok zararlıdır. Mısır şurubu yerine doğal şeker kullanılabilir. Ama şunu da gözden kaçırmamak gerekir. Ben bunu şöyle ifade ediyorum: Yağmurdan kaçarken doluya yakalandık. Sonuçta şeker zaten o kadar zararlı ki yani mısır şurubu yerine şeker yiyin derken ne demek istediğimize de dikkat edelim. Bütün olarak şekeri rutin beslenmemizde limitleyelim. Çocuklarımıza paketli hazır gıdalar vermeyelim. Tabii kendimiz de tüketmeyelim.

MISIR ŞURUBU, SÜREKLİ AÇLIK HİSSİ VERİYOR

Fruktoz tüketildiğinde, glikoza göre kan şekerini daha az yükseltir ve insülin salınımı daha az olur. İnsülin daha az salındığında doygunluk hormonu dediğimiz leptin daha az salgılanır. Buna bağlı olarak da leptin salınımı yeterli olmadığı için açlık hormonu olan grelin salınımı da beklenen kadar durdurulamaz (Hatta açlık hissini arttırdığını söyleyen çalışmalar bile bulunmaktadır.) Tüm bunları da özetleyecek olursak fruktoz tüketimi daha az tokluk hissi oluşturmaktadır ve daha çok yemeğe teşvik etmektedir. Çalışmalar bu sebeple de kilo alınımı ve obeziteyi daha çok tetikleyeceği üzerinde durmaktadır. Ama unutulmaması gereken konu ise şeker de bir o kadar etkilidir. İkisinin de uzun süreli kullanımı obezite, tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları ve metabolik sendroma yol açabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün çocukları yüksek fruktozlu mısır şurubundan uzak tutma hedefleri bile sayfalarında yer almaktadır. Bunlar:

1. Sınıflarda okulların liderliğinde sağlıklı beslenmeyi öne çıkarmak.

2. Okullarda gazlı/meyve suları gibi içeceklerle ilgili kurallar koymak

3. Okullarda yiyecek/içecek otomatlarını kaldırmak

4. Okullarda çocuklara içebilecekleri ücretsiz su imkanları tanımak

5. Tanıtım kampanyaları düzenleyerek halk sağlığı eğitimi vermek

6. Şekerle tatlandırılmış içeceklere vergi koymak

7. Gıda firmalarına, şekerle tatlandırılmış içeceklerin şeker oranını düşürmeleri için zorunlu yasalar getirilmesi

8. Televizyonda ve diğer medya kanallarında şekerle tatlandırılmış içeceklerin reklamlarının yapılmasına kısıtlamalar getirilmesi (sosyal medya, gazete vs)

 

http://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/cocuklarda-hiperaktivite-ve-obeziteyi-tetikliyor-2271004/

 

  • Henüz hiç yorum yok
Yorum yapın