Hep içimde inanılmaz bir heyecan duyuyorum, acaba ne ile ilgili yazabilirim diye. Bu sefer sizinle diyet psikolojisinin kişiler üzerinde nasıl bir etki bıraktığıyla ilgili izlenimlerimi ve tecrübelerimi paylaşacağım.

Genelde kilo vermek için diyet stresine girdiğimizde bir an önce fazla kilolarımızdan kurtulmak isteriz. Bunun için de yapmayacağımız hiçbirşey yoktur. Şok diyetler, çeşitli ilaçlar, aşırı egzersiz, kilo verdirdiğini iddia eden içinde ne olduğu bilinmeyen vücuda sıkılan enjeksiyonlar, incelttiğini iddia eden aletler ve daha niceleri…. Kendimizi o kadar çaresiz hissederiz ki, ne olsa yapmaya hazırızdır. Hiçbirşeye para harcamaz ama bu tip şeylere bir ton parayı gözümüzü kırpmadan veririz, hatta ruhumuzu bile satabiliriz. Kilo vereceğiz ya, herşeye değer! Ve ne acıdır ki çözümü hep dışarıda bir yerlerde birilerinde ararız. Aradığımızı bulamayınca da hayal kırıklığına uğrarız. Ama hep bakmayı unuttuğumuz bir yer vardır, o da “İÇİMİZ”dir.

Kendimizi dinlemek yerine başkalarını dinlemeyi tercih ederiz. O başkası, bize bir kibrit kutusu kadar peynir yiyin der, ya da iki salatalık 150 gram yoğurt! Biz de hemen uygulamaya koyuluruz. Kendimize hiç sormayız bile, “acaba ben peynir yemek istiyor muyum, ya da kibrit kutusu kadar ile doyacak mıyım?” Çünkü o kadar çok umudumuzu dışarıda başkalarının iki dudağının arasından çıkacak kelimelere bağlarız ki, içimizdeki sesi bırakın duymayı, varlığını bile unuturuz. Oysa karşımızdaki kişi nasıl bilebilir, bizim ne zaman acıktığımızı, ne kadar ile doyacağımızı, canımızın ne çektiğini…? Hiç eliniz yemeğe uzandığında kendinize soruyor musunuz, “Ben neden şimdi yiyorum, hakikaten fiziksel olarak aç mıyım, yoksa başka duygularımın açlığını bastırmak için mi yiyorum?

Ben kilolu zamanlarımda hep şöyle derdim: “Ama ben yemek yemekten çok büyük keyif alıyorum.” Taa ki master programında beslenme derslerimden birinde profesörlerimden birisi bir gün sınıfa bir kutu çikolatayla girene kadar… Sınıftaki herkese ufak bir parça çikolata verdi ve “haydi yiyin” dedi. Biz de şaşkınlıkla, acaba bunun arkasından ne çıkacak merakıyla yedik. Ardından elinden eşarplar çıkardı ve herkese dağıttı. Bir parça daha çikolata verdi. “Şimdi gözlerinizi kapatın, öyle yiyin” dedi. Aman Allahım, ne kadar lezzetli geldi o çikolata. Oysa biraz önce de aynısını yemiştim ama hiç böyle hissetmemiştim. Bunun üzerine kulağımıza takmamız için tıkaç verdi. Bu sefer hem gözlerimiz kapalı hem de kulaklarımız tıkalı yedik. Size yediğim çikolatadan aldığım hazzı anlatamam. İki duyum birden sistem dışı bırakılınca bu sefer yediğim şeye çok daha fazla odaklanmıştım. İşte o anda gördüm ve anladım ki, ben yemek yerken keyif almak ne demekmiş bilmiyormuşum. Çoğumuz yemek yerken farkına bile varmayız, ne zaman başladık ne zaman bitirdik. Sinirle yenilen tatlılar, televizyon karşısında atıştırılan çerezler, üzüntüyle tüketilen bir tencere makarna, yarın diyete başlayacağım stresiyle bitirilen kutu kutu çikolatalar, sohbet esnasında ağzınıza attığınız mezeler… Sizce bunları böyle yerken hakikaten keyif alıyor musunuz, ne yediğinizin farkında mısınız?  Yoga öğretmeni ablam yurt dışındaki merkezlerde yemeğe oturduklarında ilk 20 dakika konuşmanın yasak olduğunu söyledi. Herhalde boşuna bu yasak konulmadı diye düşünüyorum. Beyine tokluk hissi 20 dakikada gittiği gibi aynı zamanda kişi duyarlılığı çok daha yüksek bir şekilde yemeğini yiyerek hem vücudunu hem de ruhunu doyuruyordur.

Siz belki benim yazılarımda okumaktan sıkılacaksınız ama ben yazmaktan yorulmayacağım. Lütfen, lütfen, lütfen çözümü dışarıda değil, kendi içinizde arayın. Farkındalığınızı artırın. 2010 sizin, bizlerin, hepimizin farkındalığımızın en dorukta olduğu sene olsun…

  • sema

    Aslında içimize bakıyoruz,ne istediğimizi,nasıl olmak istediğimizi de biliyoruz.Sadece o kararlılığı gösteremiyoruz-en azından ben-
    Hep kendimizle pazarlık halindeyiz,bu seferde böyle olsun bir daha asla!Bu akşamda yiyeyim,yarın söz az yerim.Halbuki
    yalan,en ufak fırsatta yine sarıldıklarımız o asla dediklerimiz oluyor.Evet,ne yazık ki hayatın bizde açtığı boşluklara yiyerek yama yapıyoruz.
    Fazla uzatmayayım,zamanında benzer şeyler yaşadığınızdan yazılarınız çok samimi,keyifle okuyorum.Farkındalığın artması için lütfen devam edin.

    0 Beğen
  • Çok teşekkürler Sema Hanım. Hakikaten bu konudan dolayı sıkıntı çeken insanlara elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Sizin gibi yapıcı yorumlar geldiğinde çok mutlu oluyorum ve bu beni daha çok motive ediyor.

    0 Beğen
Yorum yapın