D vitamini

  • Pediyatri Konferasından Beslenme Alanında Son Gelişmeler 2

    Bir önceki yazımın, konferanstan neler konuşulduğunun devamıdır:

    6. Bebeklerin özellikle doğdukları ilk birkaç hafta içinde kolik yani sancı çekmelerinin sıkça görüldüğü.Yapılan araştırmalarda Kangaroo mother care (kanguru anne bakımı) tekniğinin bebeklerdeki sancıyı ve buna bağlı ağlamaları azalttığı

    Kanguru anne bakımı - bebeğin teniyle annenin teninin birbirine değmesidir. Annenin bebeği kendi göğüs kısmına çıplak bir şekilde dayaması ve bebeğin sırtını örtüyle kapatmasıdır.

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Bazen sadece bir dokunuş, sevgi dolu bir sarılıştır iyileşmemiz için tüm ihtiyacımız olan.

    7. Yapılan klinik çalışmalarda alerjik rhinitis (burun yangısı) olan çocukların yüzde 15.38'inde yumurta beyazı ve yer fıstığına karşı, yüzde 23'ünde inek sütüne alerjileri oldukları saptanması

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Alerjik rhinitis olan çocuğunuz varsa eğer beslenme programından birer ay arayla tek tek bu gıdaları çıkarıp hangisine ya da hangilerine alerjileri olduklarını bulabilirsiniz. Bir önceki yazımı okumayanlar için hatırlatma: sakın okula çocugunuzla yer fıstığı yollamayın. Yer fıstığı ölüme kadar yol açabilen alerjik gıdalar listesindedir. Parents Türkiye dergisinde diyestiyen olmayan bir anne, çocuğunuzun okul çantasına yer fıstığı ezmeli sandviç koymanız için tavsiyede bulunmuştur. Lütfen kişilerin özgeçmişlerini dikkatlice okuyalım, uzman olmayan kişilere kulak vermeyelim.

           

    8. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde fakir bölgelerde yapılan klinik araştırmalarda çocukların reklamlardan dolayı fast-food yemeklerin ev yemeklerinden daha sağlıklı olduklarına inandığı çünkü eğitim seviyesinin oldukça düşük olduğu.

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Maalesef medyanın fakir-zengin demeden herkesin üzerindeki acımasız etkisini görüyoruz.

    9. Moringa Oleifere (malunggay) bitkisinin kilolu çocuklardaki yüksek kolesterolu kayda değer şekilde düşürdüğünün klinik çalışmalarda ortaya çıktığı. Bunun nedeninin yüksek oranda antioksidan içeren fitokimyalardan kaynaklanabileceği.

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Özellikle çocukları kolesterol ilacına başlatmaya karşıyım. Eğer sağlıklı beslenme, düzenli spor ve doğal yöntemlerle düşürebiliyorsak lütfen işin kolayına kaçmayalım. 

    10. Obez çocukların yüzde 10.6'sında hipotiroidi görüldüğü.

    11. Klinik çalışmaların, çocuklarda D vitamini düşüklüğü ve metabolik sendrom arasında bağlantı olduğunu saptaması. Yeterli D vitamini içeren gıdalar tüketerek ve güneşe çıkarak metabolik sendromun önlenebileceği. 

    Metabolik Sendrom (bunlardan üçünün bir arada olmasına verilen isimdir) - karın bölgesinin yağlanması, yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, yüksek trigliserit ve düşük HDL (halk dilinde iyi kolesterol diye adlandırdığımız)

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Çocuklarımızı harekete teşvik edelim. Önemli olan bizim söylememiz değil, bizlerin anne-baba olarak ne yaptığıdır. Eğer siz spor yapmıyorsanız ve çocuğunuza yaptırmaya çalışıyor ama tepki alıyorsanız, kusura bakmayın çocuğunuz haklı. Önce siz örnek olacaksınız. Çocuğuma sağlıklı yedirmeye çalışıyorum ama yemiyor, ona bir sürü özel yemek yapmak zorunda kalıyorum diyorsanız o zaman yine hatalı sizsiniz. Onun özel yemeğe ihtiyacı yok. Siz sağlıklı yiyin, o da siz ne yiyorsanız onu yesin. Bir de tonlarca koruyucu sürerek çocuklarınızın bolca kimyasal ve sıfır D vitamini aldığının farkında mısınız? Saatlerce güneşin altında yakın demiyorum ama en az 15 dakikayla yarım saat arası güneşte korumasız bırakmalısınız çocuğunuzu. "Güneş girmeyen eve doktor girer" diye boşuna söylememiş atalarımız.

    12. Yapılan araştırmalarda hamilelikte sigara kullanımının, bebek düşürme ve az kilolu bebek doğurma riskini belirgin şekilde yükselttiği.

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Artık hamileyken sigara içen mi var diye sormayın çünkü hala etrafımda üzülerek hamileyken sigara içenleri görüyorum. Eğer sigarayı bırakamayacağınızı düşünüyorsanız o zaman hamile kalmamanızı öneririm çünkü bebeğinizde ömür boyu kalıcı hasarlar da bırakabilirsiniz. 

    13. Vücuttaki iyi bakterilerin öneminin diğer organlardan daha az olmadığı. Kalbimiz ortalama 0.370 kg, beynimiz 1.36 kg ve karaciğerimiz 1.8 kg ağırlığındayken iyi bakteriler de 1.59 kilodur. En fazla probiyotiğin anne sütünden bebeğe geçtiği.

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Sağlıklı ve düzenli bir beslenme sonucu yeterince probiyotiğe vücudumuzda sahip olabiliriz. Ancak fast-food tarzı beslenmenin tüm dünyada son dönemlerde çok sık yaygınlaştığını göz önüne alırsak vücudumuzdaki tüm iyi bakterileri hızla öldürme peşinde olduğumuz söylenebilir.

    14. Kaliforniya eyaletinde Afganistan ve Irak'tan dönen askerleri tekrardan topluma kazandırmak amacıyla (yaşadıkları travmaları azaltabilmek adına) organik tarım alanları yaratıp onların bu alanda gelişmelerini sağladıkları. Aynı zamanda çiftçilerin yaşlandığı ve yerine yeni nesilden çok daha az çiftçilik yapmak isteyen olduğundan vesileyle bu alanda tekrar gelişme sağlanmaya çalışıldığı. 

    Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay'ın yorumu: Kendi ülkemizde de çiftçiye destek olmalıyız ki köylerini terk edip para kazanmak için şehirlere gelmek zorunda kalmasınlar. Bizler de onların sayesinde daha sağlıklı yiyelim, çocuklarımıza yedirelim. 

  • Vitaminler? Mineraller? Kandırılıyoruz!!!

    Sevgili Okurlar,

    Bazı yazılarımda sizlerle ulusal klinik beslenme dergilerinden okumuş olduğum bilgileri paylaşıyorum, bazı yazılarım da ise konferanslarda edinmiş olduğum izlenimleri, yeni araştırmaları paylaşıyorum. Bilgi nedir esasında? Her zaman dışarıdan gelen bilgilere kulak mı vermeliyiz? Artık etrafta bilgi kirliliği denilen bir olay da söz konusu. Birçok insan, biliyorum belki ağır bir söz olacak ama satılmış durumda. Birçok diyetisyen, doktor, ve başka alanlarda çalışan kişiler hangi firma daha çok para verirse onun ürünlerinin reklamını yapıyor ve onları satmaya çalışıyor. Kimisi inanarak bunu yapıyor, çünkü karşılığında para aldığı için inanması gerektiğini düşünüyor, kimisi umursamıyor bile, tek istediği para kazanmak. Siz sanıyor musunuz ki sizin sağlığınızı düşünüyorlar???

    İsmi lazım değil, Türkiye çapında ün yapmış birisi hem cola reklamında çıkıyor (aşırı asitli ve şekerli olup, sağlığa her şekilde zararlı olan) hem de elma kromuyla zayıfladım, elma kromu için diyor. Ben bu işi hakikaten adlandıramıyorum. Nasıl yani? Madem zayıflamak çok önemli bu konuda yardımcı olmak istiyor, peki neden kola reklamına çıkıyor. Madem kilosuyla ilgili sorunu yok, normal kola içiyor ve tavsiye ediyor, peki o zaman neden elma kromuyla zayıfladım diyor?

    Lütfen daha bilinçli tüketiciler ve danışanlar olalım. Bazı bilgilerin arkasındaki gerçekleri araştıralım. Geçenlerde birisiyle konuşurken ‘Ben E vitamini alıyorum’ dedi. Ben de ‘Neden? Vücudunda eksiklik mi var?’ diye sordum. O da ‘Hayır, doktorum verdi’ dedi. Peki doktor neye dayanarak verdi? Kan tahlili yok, E vitamini eksikliği belirtileri yok, E vitamini gerektiren ilaçlar almıyor. Eeee, peki neden bu kişi E vitamini alır? Doktorun canı E vitamini satmak istemiş. Biliyor musunuz ki bu inanılmaz büyük bir sektör ve insanlar bu tip satışlardan danışmanlıktan çok daha fazla para kazanıyorlar?

    Geçtiğimiz aylarda 'Journal of the American Dietetic Asociation' adlı Amerikan Diyetisyener Birliğinin çıkarmış olduğu klinik çalışmaların yer aldığı dergideki bir yazıyı sizlerle özet olarak paylaşmak istiyorum. Erkek bir hasta, hastaneye karaciğer toksinlenmesinden (zehirlenmesi) dolayı yatırılır. Haftalarca bu zehirlenmenin nedenini çözemezler. Taa bu kişinin düzenli olarak 2 sene boyunca A vitamini kullandığı ortaya çıkana kadar!!! Hasbel kader birisi ona A vitamini kullan demiş, o da kullanmaya başlamış.

    Vücut A, D, E ve K vitaminlerini depolar, B ve C vitaminlerinin fazlasını idrarda atar. Mesela, insanlar grip olduklarında gereksiz yere hem acayip çok portakal suyu içerler, fazla C vitamini almak için hem de C vitamini takviyesi kullanırlar. Esasında bir veya iki tane portakal yeseler yeterli gelecektir.

    Etrafımızda diyetle ilgili kurulmuş tuzaklara dikkat edelim. Ben kendim kilolu olduğum zamanlardan hatırlarım, inanılmaz zaafım vardı. Birisi şu ilaçla kilo vermiş deseler hemen atlardım, ben de alayım diye. Eğer siz de bunlara atlayanlardansanız 'Peki bütün bu ilaçlar işe yarıyor olsaydı, neden sürekli farklı ilaçlar piyasaya sürülürdü?' O zaman insanlar sadece o ilacı kullanır ve zayıflarlar ve de hep zayıf kalırlardı.

    Lütfen hepinize sesleniyorum: Artık uyanma zamanı geldi. UYANIN!!! Bilgi dışarıda değil, içinizde!!! Dışarıdan bilgi alacaksanız da lütfen filtre ederek alın, sorun, sorgulayın...

    HEPİNİZE UYANIŞ İÇİNDE GEÇEN YENİ BİR AY DİLERİM.

     

  • Yemek ve Beslenme Konferansı & Expo – Boston Ekim 2016: 2. Bölüm

    Ekim 2016’da Beslenme ve Diyetetik Akademisi’nin (eski adıyla Amerikan Diyetisyenler Birliği) Boston’da düzenlemiş olduğu Beslenme Konferansı’ndan izlenimlerimi sizlere aktarmak istiyorum. Fırsat buldukça bu tarz konferans ve kongrelere gitmeye özen gösteriyorum çünkü diğer birçok bilim alanında olduğu gibi beslenme alanında da sürekli yenilikler ve değişimler gündeme geliyor.

     

    1.  https://www.youtube.com/watch?v=xJ8G-QLM1F8 esasında bebeklerin doydukları noktayı bilmeleri ama bazı ebeveynlerin ısrarla yedirmeye çalışmalarının ne kadar yanlış olduğu.

     

    2.  2-6 yaş arası çocukların yemek seçmelerinin çok doğal ve normal olduğu.

    3.  Prebiyotikler – yulaf ezmesi, soğan, arpa, keten tohumu, yeşillikler, muz, baklagiller, böğürtlen grupları (çilek, yaban mersini vs)

    4.  Probiyotikler – bifidobakteri, laktobasilus, yoğurt, fermente olmuş süt ürülerinden yapılmış içecekler, kefir, bebek mamaları, peynir

    5.  Probiyotiklerin kilo vermeye yardımcı olduğu ile ilgili çalışmalar halen devam etmekte ve henüz kanıtlanmış bilimsel bir veri olmadığı.

    6.  Otizmlilerde  bağırsaklarda bifidobakterinin genelde daha az olduğu tespit edilmiş ama çalışmalar hala tam olarak net değilmiş.

    7.  Serotonin hormonunun %95’i kalın bağırsakta sentez oluyor. Bundan dolayı psikolojik rahatsızlıkların da nedeninin bağırsaklardan kaynaklanabileceği son yapılan bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir.  

    8.  Kalın bağırsakla beyin arasında hormonal sinyallerin yer aldığı belli bir rota olduğu ve bağlantılı oldukları.

    9. Eğer probiyotik takviye alıyor ve yediklerinize dikkat etmiyorsanız takviyeyi bıraktığınız anda kalın bağırsak eski haline geri döner. Bundan dolayı muhakkak sağlıklı yaşam boyu takip edilecek hayat tarzı haline gelmiş bir beslenme düzenini oturtmak gerekiyor.

    10. D vitaminin düşük olması kişilerde multiple skleroz, romatoid artrit, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve kanser riskini yükseltebiliyor.

    11. D vitamini kemik ve kas sağlığında, kalp fonksiyonlarında, enflamasyon ve bağışık sistemininde çok önemli bir rol oynuyor.

    12. D vitamini aynı zamanda kalsiyum emilimine yardımcı oluyor.

    13. D vitamini ve fosfor dengesi de çok önemlidir.

    14. Düşük D vitamini seviyeleri atletlerde ve aktif olan bireylerde sağlık ve performans düşüklüğüne neden olabilir.

    15. Antileptik ve antifungal ilaçlar, kortikosteroidler, simetidin, theophylline ve antituberkuloz ilaçları kandaki D vitaminin düşmesine neden olabilirler. Tiyazitler, atorvastatin ve rosuvastatin gibi kolesterol düşürücü ilaçlar da kandaki D vitamini seviyesini yükseltebilirler. Bu tarz ilaçlar da kullanıyorsanuz D vitamini takviyesine başlamadan önce muhakkak doktorunuza danışınız.

    16. Haftada iki defa öğlen güneşinden önce 5-30 dakika arasında güneş koruyucu krem sürmeden güneşte kalırsanız yeterli oranda D vitamini alabilmeniz muhtemeldir fakat tabii ki kişiye göre değişebilir. D vitamini tahlillerinizi yaptırmayı sakın ihmal etmeyin!