organik tarım

  • Hayvanlarda Antibiyotik Kullanımının İnsanlar Üstündeki Zararları

    Hayvanlarda antibiyotik kullanılmasının en büyük nedenlerinden iki tanesi:

    1. Onları daha hızlı bir şekilde büyütmek.

    2. Daha sağlıklı büyütmek.

    Tabii "Sağlıklı" derken onların sistemleri hastalıklara yenik düşmezken bunun etkilerini biz insanlar yoğun bir şekilde üzerimizde hissediyoruz. Çok daha sık hastalanıyor ve antibiyotik kullanmadan iyileşemiyoruz. Hastalıklara yakalanmadan hızla büyüyen hayvanlar da daha az maliyet ve çok daha fazla üretim demek oluyor ki birçok üreticinin hedefi de en kısa zamanda en fazla parayı kazanmaktır. 

    Hayvanlara antibiyotik verildiğinde bunlara dayanmak için ortaya bu sefer daha dayanıklı/dirençli bakteriler çıkıyor. Bu bakteriler sadece hayvanların içinde ya da onların yaşadıkları çiftliklerde kalmayıp toprak, su ve hava yoluyla etraftaki diğer çiftliklere bulaşıyorlar. Sebze tarımcılığı yapanların sebzelerinde de bu bakteriler çoğunlukla yer alabiliyor. Gördüğünüz üzere olay sadece hayvanlardaki antibiyotikle kalmayıp her yere yayılıyorlar. Özellikle antibiyotikli hayvanların gübrelerinde çok daha fazla dirençli bakteri görülmektedir ki yine bunları yok etmek için daha da fazla antibiyotik kullanımına gidilmektedir. Bu dirençli bakteriler aynı zamanda o çiftlikte çalışanların ayakkabıları, arabaların lastikleri gibi yollarla çok daha farklı ortamlara da kendilerini sokmaktadırlar. Bağışıklık sistemi zayıf olan insanların sistemlerine bu bakteriler girdiklerinde ölümcül olabiliyorlar. Yani bu da şunu gösteriyor; antibiyotikli hayvanların etini yemediğimiz zaman buna karşı korunduğumuz anlamına gelmiyor. Antibiyotiğe dirençli bakteriler hayatımızın her alanında sebze yerken, yolda yürürken, hastanede yatarken gibi durumlarda karşımıza aniden çıkabilirler. O zaman en önemlisi üreticilerin hayvanlara antibiyotik vermeyi kesmeleridir. 

    Her ne kadar doğal/organik hayvancılık dünyada çoğalmaya başladıysa da hayvanların kullanması için satılan antibiyotik satışlarında artış gözlemlenmiştir. Örneğin Amerika'da 2009'dan 2013'e satışlarda yüzde 16 bir artış olmuş.

    En önemli şey antibiyotiksiz hayvan yetiştirmektir. Bu konudaki en büyük adımı Danimarka 2000 yılında atmıştır. Son 15 senede hayvanlarda kullanılan antibiyotik satışı yüzde elli düşmüştür ve buna bağlantılı olarak antibiyotiğe direnç gösteren bakterilerin sayısında da büyün oranda azalma görülmüştür. 

    Kısaca özetlersek:

    1. Devletin hayvanlarda antibiyotik kullanımını yasaklaması gerekiyor. Ama yurtdışından sürekli büyükbaş hayvan ithal ettiğimizi düşünürsek sadece ülkemizdeki yasaklama değil, ülkeye giren hayvanların da bu konuyla ilgili olarak sıkıca denetlenmesi gerekir. Tarım ve hayvancılıkta zamanında kendi kendine yetebilen ülkemizin yurtdışından hayvan ithal ediyor olması da ayrıca içler acısı bir durumdur. Bugün kurbanlık hayvanların bile bir kısmı ithaldir. 

    2. Sadece antibiyotiksiz hayvan eti yemek yeterli değildir. Bu duruma kökünden çözüm bulunması gerekiyor. Yoksa antibiyotik kullanımına hem hayvanlarda hem de insanlar da devam etmek zorunda kalınacak.

    3. Batılılaşmak demek son derece lüks alışveriş merkezleri veya restaurantlar açmak değil, onların insanlık adına yaptıkları güzel çalışmaları örnek almak ve ülkemize getirebilmektir.

    Daha sağlıklı, yüksek bilinçli ve eğitimli bir toplum olabilmemiz dileğiyle...

  • Organik ve Konvensiyonel Tarım

    İşte organik ve tamamen satış amaçlı yetiştirilen sebzelerin besin değerleri açısından farkları! Esasında düşünecek olursak organik yetişmeyen için bir sürü tarım ilacı vs kullanılıyor. Yani organik olandan daha pahalı olması gerekirken bizim en doğal hakkımız olan "organik tarımı" da büyük bir özellikmiş gibi şimdi önümüze sunup inanılmaz fiyatlara satıyorlar... Kapitalist dünyanın acı gerçeklerinden bir tanesi daha! Tabloya göz atın derim muhakkak.

     

                                                                       

    Organik ve Konvensiyonel Tablo