astroloji,

  • Astroloji Diyetle Birleşti

    3 Aralık akşamı SAYASA'da Astrolog Binnur Zaimler'in ay burçlarının kişilerin beslenme alışkanlıklarındaki önemini anlatan bir sunumu vardı. Sunuma katılan Yeditepe Üniversitesi'nden öğrencim Başak İnsel'in kısaca özetlediklerini sizlerle burada paylaşmak istiyorum. Esasında sadece iki saat olarak düşündüğümüz sunum 4 saat sürdü. O kadar çok detay ve bilgi var ki. Bundan dolayı inşallah yakın zamanda bir yenisini daha yapmayı planlıyoruz.

    AY BURCU KOÇ:Beslenme alanında kendilerini özgür hissedebilecekleri, kendilerinin yöneteceği bir beslenme programına ihtiyaçları vardır. Çok fazla iştahlarına düşkün olmadıklarından doğru beslenme bilgisi ve serbest hissettikleri bir program ile ideal kilolarına inebilir ve koruyabilirler.  

    AY BURCU BOĞA: Boğazlarına çok düşkündürler. Göze ve damağa hitap eden yemekler, güzel mekanlarda yemek davetleri onlar için vazgeçilmezlerdendir. Yemeğe karşı olan zaaflarının üstesinden gelebilmeleri ve sağlıklı kilo verebilmeleri için mutlaka müzik, resim, doğada spor gibi alanlara yönelip ruhlarını doyurmaları gerekir.

    AY BURCU İKİZLER: Farklı tatlar keşfetmeyi sevdiklerinden rutin bir beslenme programına sadık kalamazlar. Zihinlerini doyururlarsa yemeği daha az düşünebilirler.

    AY BURCU YENGEÇ: Yemek yemeyi abartabilirler ve bundan dolayı kilo alabilirler. Tatlıya düşkünlükleri olabilir. Kendilerinin yeterince tatlı olduklarını, bu yüzden tatlı sevdalarından vazgeçmelerini öneriyoruz.

    AY BURCU ASLAN: Kendi kendilerini motive ederler. Beslenmeleri protein ağırlıklı olabilir, fakat bu da negatiflik yaratabilir. Dengeli beslenmeye özen göstermelidirler. Diyetisyene gitmek onlara göre değildir. Ormanların kralı ve kraliçesi aslanlar kendileri becermek isterler.

    AY BURCU BAŞAK:Beslenme programları ellerinde reçete gibi bulunsun isterler. Diyetisyen tavsiyeleri tam onlar için yaratılmıştır. Somut listelerle istedikleri ideal kiloya ulaşabilirler.

    AY BURCU TERAZİ: Söz dinlemeyi ve yönlendirilmeyi sevdiklerinden diyetisyen önerileri onlara ilaç gibi gelebilir. Özellikle diyetisyeniyle uyum sağladıysa...

    AY BURCU AKREP: Diyet konusunda mutlaka başaracaklardır fakat hazır olmaları, gerçekten istemeleri çok önemlidir. Kafein ve alkol bağımlılığı olabilir. Tam anlamıyla gurmedir. Tat duygusu geliştiğinden herşeyin rafine olmasını isteyebilirler. 

    AY BURCU YAY: İştahlı ve tatlıya düşkünlük olabilir. Rutinden çabuk sıkıldıklarından diyet onlara çok sıkıcı gelebilir. Diyet konusunda başarısız olsalar bile sporda en iyilerden olabilirler. 

    AY BURCU OĞLAK: Başak burcu gibi herşeyin planlı programlı olmasını sevdiklerinden onlara verilen diyet listesine hakkını vererek uyabilirler. "Benim hakkımda ne düşünüyorlar?" algısı çok önemli olduğundan kilolarına ve görüntülerine diğer ay burçlarına göre daha fazla özen gösterebilirler.

    AY BURCU KOVA: Daha önce bilmediği, farklı diyetleri uygulamak isteyebilirler. Farklı tarifler, farklı beslenme programları, farklı sporlar onlar için idealdir.

    AY BURCU BALIK: Abur cubura düşkün olup obur olabilirler. Duygusal balıklar gördükleri herşeyi deneyip yemek istediklerinden ilk önce ruhlarını doyurmaları gerekebilir. Eğer diyetisyeni ruhuna hitap edebiliyorsa diyet konusunda başarılı olabilirler.    

  • Tüp Bebek Macerası

    Ben Kemal Ata Üstay’ın annesi Didem Kanca Üstay ☺ Babam hep derdi ki çocuğun olduktan sonra artık seni Kemal Ata’nın annesi olarak çağıracaklar ve haklı çıktı, öyle de oldu! 

    Bir balık burcu olarak çocukluktan beri spiritüel ve doğa üstü her şeye çok ilgi duymuşumdur. Hislerim inanılmaz kuvvetlidir ve çoğu zaman rüyalarımda gördüklerim hep doğru çıkmıştır. Seneler geçtikçe astrolojiye de çok ilgi duymaya başladım. Nasıl mı? Georgetown Üniversitesi’nde finans ve uluslar arası ticaret üstüne iki bölüm birden okurken okuldaki son dönemimde beslenme üzerine yüksek lisans yapmaya karar verince tıp öğrencileriyle kimya dersi almaya başladım. İnanılmaz zorlanıyordum. Bir gün üniversitede eskiden Nesrin ablamın Fransızca Profesörü sonradan da çok yakın arkadaşı olan Madam Finan’in ofisine ağlayarak gittim. Madam Finan çok iyi el falı bakardı. Sordum “Madam Finan, ben bu işi becerebilecek miyim? Çok zorlanıyorum. Herhalde yapamayacağım.” Benden en az 20 yaş büyük olan Madam Finan çok tatlı birisiydi. Ellerimi avucunun içine aldı ve gözlerimin içine bakarak “Canım Didemciğim, senin hayat boyu hiç finansal sorunun olmayacak ve hep çok iyi konumlarda olacaksın. Bu kadar dert etme hayatı! Ama Michigan’da bildiğim çok iyi bir astrolog var. Doğum bilgilerini veriyorsun, sana kaset doldurup yolluyor ve hayatınla ilgili inanılmaz bilgiler veriyor.” dedi.  O zamanlar CDler bu kadar yaygın değildi. Odasından rahatlamış bir şekilde çıktım ve hemen bana verdiği numarayı aradım. 

    Birkaç hafta sonra postada kaset geldi. Astrolog Rosemary Taylor hayatımı anlatıyordu adeta. Kulaklarıma inanamadım. Defalarca dinledim. Hala da kasetimi saklarım. Bana diyordu ki, “Bugüne kadar zihninin matematiksel kısmını kullanmışsın ama şimdi bilimsel tarafını kullanıyorsun. Geçiş sürecin seni zorlayacak ama hiç önemli değil. Ben bir gün seni beyaz önlük içinde insanları şifalandırırken görüyorum.” Bu kadarını bile duymak benim motive olmama yetmişti. Nitekim 4 sene sonra klinik beslenme üzerine New York Üniversitesi’nden diplomamı aldım ve mesleğimi uygulamaya başladım.  Beni hiç görmemişti. O zamanlar böyle sosyal medya, internet bilgileri de mevcut değildi. Benim resmimi bile görmemişti. Sadece doğum tarihim, saatim ve yerimden yola çıkarak bir kaset dolusu bilgi anlatmıştı. 

    Ardından neredeyse 20 sene geçti ve eşim Murat ve ben bebek sahibi olmaya karar verdik. Normal yolla olmayınca tüp bebek yapmaya karar verdik. Tüp bebek merkezine gittiğimizde belli bir tarih ayarlaması yapmamıştım ama bir tek şeyden emindim koç burcu istemediğimden Hayatım boyunca koç erkekleriyle iyi geçinemedim. Bana enerjileri çok baskın gelmiştir hep. Bir koç oğlum olursa ne yaparım derken tabii ki yükseleni ya da ay burcu koç denk gelebilirdi çünkü hep normal doğum istiyordum. Hadi diyelim dünyaya geleceği ayı ayarladınız ama ya peki saati? Onu ayarlamak imkansızdı. 

    Her neyse biz gittik tüm tahlilleri olduk. Demezler mi “Sizin çocukken kızamıkcık aşınız ya tutmamış ya da olmamışsınız.  Onu olmadan tüp bebek işlemlerine başlayamayız. Sadece aile hekimliğinde olabilirsiniz. Olduktan sonra da 3 ay bekleyeceksiniz.” Ertesi günü hemen aile hekimliğine gittim. Onların da elinde aşı kalmamış. Bir aya yakın aşının gelmesini bekledim. Aşı geldi, aşıyı oldum. 3 ay bekledik. Hemen tekrar Bahçeci kliniğin yolunu tuttum. Tüp bebek sürecine başladık. Yumurtanın benden alınmasından 3-4 gün sonra Dr Mustafa Bahçeci embryo’yu içime yerleştirecekti. Fakat işlemden sonra rahimde sıvı toplanması oldu. Bir ay daha bekleyeceğiz dediler. Ooooo siz bir de burç hesabı yapıyorsunuz, öyle mi? İlahi takdir öyle bir şey yaratıyor ki esasında şunu görüyorsunuz hiçbir şey sizin elinizde değil. Bekledim ve en sonunda embryo içime yerleştirildi ve çok şükürler olsun ki ilk seferde tuttu.  

    Normalde 10 Şubat civarı doğum gözüküyordu. Yani bir Kova burcu gelecekti. Fakat 34. haftada doktora gittiğimde hafif açılma vardı ve bebek aşağıya inmeye başlamıştı. Beni takip eden doktorum Burçak Erzik dedi ki; “Didemciğim, en azından 36 haftayı dolduralım. Lütfen fazla hareket etme ve çok dikkat et.” Biz birden belki de bir yay burcu geliyor derken 36. haftada Burçak Hanım her şeyin yola girdiğini ve endişelenecek bir şey olmadığını söyledi. Ama bir kere erken doğabilir demişti ya, ben herhalde oğlak olacak diyordum. Bir de hamileliğim o kadar zor geçiyordu ki sizlere anlatamam. Hep normal doğum isteyen ben en sonunda dayanamayıp “Burçakcığım, 36 dolunca alalım mı bebeği?” diye sorduğumda “Hayatta 38 bitmeden almam.” dedi ve konuyu kapattı. Israr bile edemedim. 38. hafta geldiğinde “Bu kadar bekledin, sık dişini, normal yapalım.” Diyince kaderime boyun eğdim. Ama iyi ki de normal doğumda ısrar etmiş. Binlerce kez şükürler olsun karşıma bu kadar insancıl ve dünya iyisi bir doktor çıkardığı için! 

    Bu arada hamileliğimin sanıyorum beşinci ayı gibiydi. Daha isim bulamamıştık. Esasında benim Atatürk’e önceden sözüm vardı; “Eğer bir oğlum olursa Atam ismini “Ata” koyacağım. Gönlümde olduğun gibi her an dilimde de olacaksın.” Bu arada biz 4 kız kardeşiz ve annemler, ablalarımın, yeğenlerin olduğu geniş bir whatsapp grubumuz var. Her gün ben şu isim olsa mı diye soruyorum. Hep ayrı bir ses çıkıyordu, “Yok benim öyle bir arkadaşım vardı. Çok tembeldi. Aaa benim bir tanıdığım vardı. Çok uyuzdu. Sakın o ismi koyma………” Ben evde otururken oğlumuzun ismi Kemal Ata olacak dedim. İç sesim öyle dedi. Ne Kemal ne Ata, Kemal Ata! Ve gruba şöyle yazdım: “Oğlumuzun ismi Kemal Ata olacak. Sizden yorum istemiyorum. Size haber veriyorum.” Akşam da eşime söyledim. Kemal olsun ama Ata’yı koymayalım diye doğuma kadar ısrar etti. Ülkenin gündemi böyle karışıkken bu isimden çok çekindi. 

    Aynı zamanda astrolog Hakan Kırkoğlu’nun astroloji kursuna başladım. Çok keyifle gittiğim bir kurstu. Kendisi Atatürk’ün haritası üzerine çalışmış ve balık burcu olduğunu çalışmaları sonucu ortaya çıkarmış birisiydi. Hep diyordum ki, Kemal Ata ismini koyuyorum, keşke balık burcu olsa… Ama imkansız gözüküyordu. Hatta 40. haftada Kemal Ata hala doğmamıştı. Çok iyi hatırlıyorum 7 Şubat dersiydi. Ders çıkışı bana “İsterseniz siz daha fazla gelmeyin. Yoksa derste doğuracaksınız. Doğum ne zaman?” diye sordu bana. Ben de 10 Şubat civarı diyince, “Hay Allah ay burcu akrep olacak. Ama yapacak bir şey” dedi. O öyle diyince ben sürekli 10 Şubat’ı atlatsam diye gün saydım. 10 Şubat ve ay akrep zamanı geçti. Ohh çok şükür dedik ailecek çünkü whatsapp grubundan bizimkiler de merakla bekliyorlardı. Ama içimden o kadar kuvvetli istiyordum ki Kemal Ata’nın balık burcu olmasını! 

    Derken 18 Şubat sabahı, Kova’nın son günü sabah 3:00’te kanamam geldi. Ben de gece 12:00’de bizimkilere yatmadan mesaj çekmiştim, son 24 saat diye. Her sene 19 Şubat değişiyor, bazen kovaya baGerçi ben yine ilk doğumumdaki gibi normal olsun istiyorum. Artık kendisi ne zaman gelmeye karar verirse☺zen balık burcuna denk geliyor ve 2015’te 19 Şubat’ta doğarsa balık burcu olacaktı.   Dedim Allahın sopası yok ki, işte doğacak çocuk, yapacak bir şey yok!  Ama yine de bir saat bekledim Murat’ı uyandırmadan. Ondan habersiz doktorumu aradım. Burçak Hanım, “Didemciğim, doğum başlamış. 42. haftadasın. Hastanede buluşalım,” dedi. Murat’ı uyandırdım ve hastaneye gittik. Burçak’ı gördüğümde, “Herhalde balık olmayacak,” diyince “Merak etme kuzum, bu ilk doğum uzun sürer. Sana hiç dokunmayalım. Bekleyelim ama eve gitme. Hastanede kayıt açalım senin için. Bebeğin istediğin gibi balık burcu olsun” dedi. Gece 12’ye çeyrek kala sancılarım başladı. Düşünün ne kadar kastıysam kendimi, artık gece 12 olunca rahatlamıştım. Ama yine diyorum ilahi takdir. İstemese olmazdı! Ve Allah karşıma doktor Burçak Hanım’ı çıkardı…. Sancılarım başlayınca yanıma geldi ve “Didemciğim, hiç açılma yok. Sabah 3:00’ten beri ayaktasın. Ikınırken çok zorlanırsın. Çok yorgunsun. Hem akşam ekibi de gündüz ekibi gibi olmaz. Sana epidural verelim. Bu geceyi uyuyarak dinlenerek geçir. Sabah açılma olmazsa suni sancı verelim ve doğumu başlatalım.” dedi. Ben o geceyi uyuyarak geçirdim. Doktorum da her ihtimale karşı evde iki ufak oğlu olmasına rağmen hastanede benimle kaldı çünkü çok karlı bir gündü ve yollar kapalıydı. Riske girmek istemedi. Sabah suni sancı verildi ve doğum başladı. Kemal Ata 19 Şubat 2015’te öğlen saat 12:11’de ellerime doğdu. Fakat doğumda atoni oldu. Rahimi besleyen atar damarlar patladı çünkü plasentanın yarısı rahime yapışmıştı. Tamamıyla kendi doğasından olabilen bir durummuş ve doktorların en büyük kabuslarından birisiymiş. Anında ekip geldi, damar yolları açıldı. Tüm vücudumdaki kan çekilmişti. Doktorum Burçak çok sakin bir şekilde hiçbir şey yokmuş gibi hareket ediyordu ama ben o an “Öldüğümü, öleceğimi hissettim.” Şöyle düşündüm: “Buraya kadarmış. Ama anneannesi ve teyzeleri benim, annesinin yokluğunu hissettirmemek için her şeyi yaparlar. Gözüm arkada gitmeyeceğim.”  Doktorum Burçak benim hayatımdaki en büyük şanslarımdan birisidir…

    Kemal Ata balık burcu olduğu gibi yükseleni de aynı benim gibi ikizler oldu ve ay burcu balık. Diğer birçok gezegen de balık burcuna denk geldi. Çok hassas bir çocuk. Doğumda ölümden dönünce isim konusunda Murat ısrar etmedi ve nüfusuna Kemal Ata yazıldı. Herkes onu Kemal Ata diye çağırıyor. Şimdi 2.5 aylık hamileyim. Sanırım o aslan gelecek. Yay olan eşim Murat’a diyorum, “Kemal Ata benim için geldi. Biz birbirimizi iki balık hissediyoruz. Bu gelecek olan aslan olursa o da sana geliyor. İki ateş iyi anlaşırsınız.” Ama gönlümden ne mi geçiyor? Yengeç olması çünkü ben ateş gruplarıyla çok iyi değilim. Her şey kader kısmet. Bekleyip göreceğiz. Bakalım yükselen ve ay burcu ne olacak? Heyecanlı bir bekleyiş. Neye mi inanıyorum? Kadere… Siz sezeryan için tüm ayarlamaları yaparsınız ama bir bakmışsınız doğum erken başlamış. Doktorunuz trafiğe kalıp geç kalmış. Gerçi ben yine ilk doğumumdaki gibi normal olsun istiyorum. Artık kendisi ne zaman gelmeye karar verirse☺ Her şey bizler için! Her şeyin hayırlısı...

    Kemal Ata Üstay’ın annesi  Didem Kanca Üstay ☺