sözcü

  • Didem Kanca Üstay'ın 6/03/2017 tarihinde sözcü gazetesinde çıkan yazısı aşağıda yer almaktadır.

    Detoks nedir? Detoks nasıl yapılır? Detoks zayıflatır mı?

    Yaz yaklaşıyor... Bu dönemlerde, zayıflatan formüller, detoks listeleri ve genel geçer reçetelerle sık sık karşılaşacaksınız. Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay ise özellikle detoks konusunda okuyucuları uyarıyor. "'Ben detoks uzmanıyım' diyen birini gördüğünüzde hızla uzaklaşın" diyen Üstay, bu kişilerin insanları etkileme yöntemlerini anlattı ve detoksun aslında ne olduğu hakkında önemli bilgiler verdi.

    Zayıflama, sözde uzmanların en sevdiği alanlardan biridir. İnsanların çaresizce yardım istedikleri bu konu ‘detoks uzmanları’nın ortaya çıkmasına ve insanlara sağlıkla ilgili tehlikeler yaratabilecek bilgiler vermesine neden oluyor. Peki gerçekten detoks uzmanlığı diye bir alan var mı? Detoks doğru yapılmadığında ne gibi sağlık sorunlarına yol açıyor? Detoks nasıl yapılmalı? Bu soruların cevabını Uzman Diyetisyen Didem Kanca Üstay SÖZCÜ okuyucuları için cevapladı ve önemli uyarılarda bulundu: Detoks uzmanlığı diye bir alan yoktur!

    “Detoksu zayıflamak amaçlı anlatan ve bu yönde reklamını yapan kişilerin emin olun sağlık bilimleri geçmişi yoktur. Çünkü detoksun ne demek olduğunu hakkıyla bilen hiçbir sağlıkçı sizin kilo verme isteği ile ilgili zaafınızdan faydalanmaz ve detoksun zayıflamak için yapılmadığını bilir. Etrafınızda bu tarz kişiler varsa koşarak kaçın derim çünkü hem sağlığınızdan hem de paranızdan olursunuz.
     
     

    BEĞENİ SAYISINDAN ETKİLENMEYİN

    Sosyal medyada kendilerini ‘detoks uzmanı’ diye adlandıran kişiler kendilerine önce takipçi satın alırlar daha sonra da ‘beğeni’ satın alırlar. Bu, insanların algılarıyla oynamak içindir. İlk olarak o kişinin sayfasına giren kişi en az 20-30 bin takipçi gördüğünde etkilenir. Sonra beğenilere bakar ve bir gönderi en az 500 beğeni almıştır. Bundan etkilenip “demek ki iyi birisi bu kişi” diyip o da takibe başlar ve gönderileri beğenir. O yüzden önemli olan kaç takipçisi ya da beğenisi olduğu değil, kişinin özgeçmişidir.

    Günümüzde bazı insanlar detoks uzmanılığı gibi moda kavramlar yarattı. Siz bir diyetisyenin kendini detoks uzmanı olarak lanse ettiğini duydunuz mu? Detoks ile ilgili bilgiler verir ama zaten bu diyetisyenliğin kapsadığı bir alandır.

     

    “BİRÇOK KİTAP KOPYA ÇEKİLEREK YAZILDI”

    Detoks uzmanlarının özgeçmişlerini okuduğunuzda yurtdışında farklı detoks merkezlerine gittikleri ve oralarda eğitim aldıkları yazar. Bunların bir çoğu yalan ve yanlıştır. Tanıtımlarında dikkat edin, şöyle yazar genelde: “Yurt dışında detoks ile ilgili çeşitli programlara ve eğitimlere katılmışlardır.” Hangi programlar? Ne kadar süreli? 3-4 gün mü? 3-5 sene mi ? Hiçbir detay yoktur. Neden mi ? Çünkü eğer size 21 günlük detoks eğitimi aldım diye yazsalar, bunu sorgulayabilirsiniz ama çeşitli eğitimlere katıldı yazınca, bilinç altı eğitim almışlar gibi yerleşir beyninize. Hep de yurt dışı diye yazarlar, çünkü kimse oturup ne zaman yurt dışındaydı, neredeydi bu kişiler diye araştırmaz. Tüm bu tarz kişilerin özgeçmişinde “yurtdışı” adeta sihirli bir kelimedir. 10 sene yurdışında eğitim almış, yaşamış ve bu alanda çalışmış, yurtiçi/yurtdışı çeşitli sağlık kongrelerine katılmış ve birçok detoks merkezinde kalmış birisi olarak size şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’de ki birçok detoks kitabı yurtdışı kitaplarından kopya çekilmiştir. Aynı zamanda kopya çekilen bu kitaplar ne yazık ki uzman doktorlar ya da diyetisyenler tarafından yazılmak yerine sağlık geçmişi olmayan kişiler tarafından yayınlanmıştır.

    Ben de birçok detoks merkezine gittim. Size günün sonunda bir sertifika veriyorlar ama bunun hiç bir değeri yoktur. Siz sadece orada katılımcı olarak bulunduğunuzdan ve onların nasıl bir program izlediklerini öğrendiğinizden bu sertifikayı alıyorsunuz. Fakat bu sertifika hiç bir detoks merkezinin hükümeti tarafından onaylanmış resmi bir belge değildir. Zaten olamaz da… İnsan vücudu kompleks bir sistem. Anatomiyi adam gibi bilmeden, yiyeceklerin farklı gıdalarla, ilaçlarla, takviyelerle olan etkileşimini bilmeden, insanların rahatsızlıklarıyla ilgili yeterince bilgi ve tecrübe sahibi olmadan kişileri detoksa yönlendirmek son derece tehlikelidir. Bugün bırakın kişileri yakından tanımayı, sosyal medyada kimi “detoks uzmanları” kapalı gruplar alıp online detoks programları sunmaktadır. İnsanları tanımadan herkesi ezbere aynı programa sokmak nasıl bir cesarettir? Zaten bu cesareti ancak bu alanda bilgi sahibi olmayan kişiler gösterebilir.

     

    “SAĞLIK BAKANLIĞI BU KONUYA EĞİLMELİ”

    Sağlık Bakanlığı'nın bu konulara ciddi şekilde el atması gerektiği inancındayım. Bugün kitapçılarda sağlık bölümüne gittiğinizde hiç bir sağlık geçmişi bulunmayan kişilerin kitaplarının satıldığını görüyorsunuz. Bu, halkı kandırmaktır. Halk doğal olarak bu konuyla ilgili tecrübeli kişilerin kitaplarını aldığını düşünür. Madem bu kişilerin sağlıkla ilgili yayın yapmalarına izin veriliyor, o zaman bu kitapların satıldıkları bölümler de ayrı olmalıdır. Kimin kitaplarını, yazılarını, paylaşımlarını okuduğunuza kendi ve sevdiklerinizin sağlığı için çok özen göstermeniz gerekmektedir.

    Her şey de olduğu gibi “detoks” kelimesinin anlamını da bozdular. Detoks sadece üç günlük, bir haftalık veya bir aylık sebze suyu içeceğim, sadece çorba içeceğim, tüm gün meyve yiyeceği ya da su tüketeceğim deyip kilo vermek için yapılan bir şey olmamalı.

     

    DETOKSUN BİLİMSEL DAYANAĞI VAR MI?

    Günümüzde insanlar detoksu çoğu zaman kilo vermek için yapıyorlar ya da reklamı böyle yapılıyor. Bunun için ürünler satılıyor. İngiltere’de bilim insanları tarafından piyasada satılan 15 tane detoks ürünüyle ilgili bir çalışma yürütüldü. Bu çalışmaya göre ürünlerin üretim yerlerinden ve satıldıkları eczanelerden bu ürünlerin nasıl işe yaradıklarına dair kanıt istediklerinde hiçbirisi somut bir delil gösteremedikleri gibi aynı zamanda ne işe yaradıklarını bile açıklayamadılar. Satan kişiler bile vücudunuza ne girdiğini bilmezken, siz bu ürünleri nasıl alıp tüketebilirsiniz, açıkçası bilemiyorum. Bilmediğim gibi de onaylamıyorum! Vücudunuz çok değerli!


    DETOKS NEDİR, NASIL YAPILIR?

    Detoks hem zihinsel hem de fiziksel bir arınma olmalıdır. Bunu da bir merkezde uzman doktorlar eşliğinde yapmalısınız, çünkü  hipoglisemi atakları, yorgunluk, baş ağrısı, ciddi kas kayıpları ve daha birçok rahatsızlığa davetiye çıkarabilirsiniz. Detoks esnasında çok az kalori alan bünye, enerji sarf edilmek adına yeterli derecede karbonhidrat olmadığından vücuttaki proteini kullanır. Bundan dolayı sistemde ciddi kas kaybı olduğu gibi metabolizma da yavaşlar. Metabolizmayı hızlandıran tek şey vücuttaki kas yoğunluğudur ve kas her zaman yağdan ağır gelir. Siz detoks esnasında hızlı bir şekilde kilo verdim diye sevinirken oysa vücudunuzda önemli bir kas kaybı oluşur. Daha sonrasında normal yemek yemeye başladığınızda metabolizma yavaşladığı için son sürat tekrar kilo alırsınız. Detoks ciddi rahatsızlıklar esnasında uzman doktorlar eşliğinde yapıldığı gibi, sonrasındaki geçiş diyeti de çok önemlidir.”

     
     
     
  • Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan'ın 07/03/2018 tarihinde sözcü gazetesinde çıkan yazısı aşağıda yer almaktadır.

    ‘Çocuklarda hiperaktivite ve obeziteyi tetikliyor’

    Son yıllarda çocuklarda sıkça görülen 'hiperaktivite' sorunu, anne babaları endişelendiriyor. Peki çocuklarda hiperaktivite sorununu tetikleyen şey, onlara yedirdiğimiz gıdalarda gizli olabilir mi? Beslenme uzmanları uyarıyor!

    Bugün şeker fabrikalarının özelleştirilmesi tartışılırken, halihazırda birçok paketli gıdada kullanılan mısır şurubunun tehlikeleri tekrar konuşulmaya başlandı. Mısır şurubu ile ilgili en büyük ve en bilinen tehlike obezite ve diyabet… Peki mısır şurubu nedir, nasıl elde edilir, neden zararlı, en önemlisi de çocukların sağlığını nasıl etkiliyor? Beslenme Uzmanları Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan konu ile ilgili önemli bilgiler verirken, mısır şurubu ve çocuklarda hiperaktivite sorunu ilişkisine dikkat çekti.

    Mısır şurubu olarak da bilinen glikoz-fruktoz şurubu, mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor. Hazır gıdalarda kullanılan bu şuruplar maliyeti düşük ve daha tatlı olduğu için gıda sanayisinde kullanılıyor.

    Mısır şurubunun sağlığa olan olumsuz etkilerinin konuşulduğu günümüzde, merak edilenleri SAYASA’dan Beslenme Uzmanları Didem Kanca Üstay ve Pınar Doğan’a sorduk. Sürekli yemek yeme hissi uyandıran, tokluk hissini körelten ve böylece obezite, siroz, kolesterol ve diyabet gibi hastalıklara davetiye çıkaran mısır şurubu tehlikesine karşı, ambalajlı gıdaların içindekiler bölümünde glikoz- früktoz şurubu yazısına dikkat etmeniz gerekiyor.

    MISIR ŞURUBU HANGİ ÜRÜNLERDE KULLANILIYOR?

    Mısır şurubu bugün paketli gıdaların çoğunda yer almaktadır. Belki de etiket okuma alışkanlığımız olmadığından tükettiğimiz besinlerde olduğunun farkında bile değiliz.Gazlı içecekler, şekerlemeler, çikolatalar, bal, meyveli yoğurtlar, aromalı sütler, bisküviler, kahvaltılık gevrekler, ketçap, barbekü gibi soslar, kahve aromalarının çoğunun içerinde bulunmaktadır. Hatta artık dışarıdan aldığımız çoğu baklava, lokum, badem/fıstık ezmesi, kurabiye, kek gibi tatlılarda da kullanılıyor. Bundan dolayı halkımıza her daim ev yapımı yemekler yemelerini ve paketli gıdaların içerik kısımlarını dikkatle okumalarını öneriyoruz.

    Çoğunlukla, doğal tadın korunmasının ve orta seviyede bir tatlılığın arzu edildiği gıdalar ile konservelerde %42'lik; alkolsüz içecekler, dondurma ve tatlılarda %55'lik fruktoz şurubu ve çok az bir tatlandırıcı ile yüksek şeker tadının istendiği gıdalarda %90'lık fruktoz şurubu kullanıldığı bilinmektedir.

     

    “SÜT İÇMİYORSA, AROMALI SÜT İÇİRMEYİN”

    Yukarıda saydığımız gazlı içecekler, şekerlemeler, kahvaltılık gevrekler, aromalı sütler maalesef çocukların sıklıkla tükettiği besinlerdir. Bu sebeple çocukların yedikleri gıdalarda kullanım oranı da oldukça yüksektir. Her zaman üzülerek değindiğimiz konulardan birisi de ailelerin süt içmeyen çocuklara süt içmeleri için aromalı süt vermeleridir.Eğer çocuğunuz süt içmiyorsa bu hiç dert değildir. Kalsiyumu farklı gıdalardan temin edebilir ama aromalı sütlerin hepsinde şeker ve katkı maddeleri vardır.

    TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARIN YÜZDE 50’Sİ GAZLI İÇECEK TÜKETİYOR

    Çocukların bu gibi besinleri tüketim sıklığına bakılan geniş çaplı bir araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaya göre; Sağlık Bakanlığının, “Türkiye Çocukluk Çağı (7-8 Yaş) Şişmanlık Araştırmasına (COSI-TUR)” göreçocukların %50.2'sinin haftada 1-3 kez gazlı içecek tükettiğini göstermektedir. Yine aynı çalışmada çocukların %55'inin haftada 1-3 kez şekerli barlar ve/veya çikolata tükettiği de belirtilmektedir. Bu veriler aslında çocukların sıklıkla bu besinlere maruz kaldığını göstermektedir.

    YÜKSEK ŞEKER İÇERİĞİ, HANGİ HASTALIKLARI TETİKLİYOR?

    Yeni yapılan derleme çalışmalar, şeker içerikleri yüksek içecek ve yiyeceklerin çocuklarda ve yetişkinlerde ciddi kilo artışlarına sebep olduğu ve insan sağlığı için ciddi bir tehdit olduğunu vurgulamaktadır.Obezite, beraberinde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, metabolik sendrom, kanser gibi hastalıklar gibi hastalıklara da davetiye çıkarır.

    MISIR ŞURUBUNDA CIVA TEHLİKESİ

    Ayrıca yüksek fruktozlu mısır şurubunun sağlık açısından en önemli zararlarından birisi de cıvadır. Üretimi süresince cıva bulaşımı olmaktadır. Cıva, sinir sistemimizi olumsuz bir şekilde etkilemekle beraber yapılan çalışmalarda, karaciğer, böbrek ve sinir hücrelerine zarar verebildiği görülmüştür.Cıva, özellikle çocuklarda çinko kaybına yol açar. Çinkonun çocuklarda zihinsel ve fiziksel gelişimi büyük oranda etkilediği yapılan çalışmalarda gözlemlenmiştir.Bugün yapılan birçok çalışmada hiperaktif çocuklarda çinkonun eksik olduğu ve çinko takviyesi yapıldığında olumlu etkileri görülmüştür. Bu durumda insanın aklına “Acaba hiperaktif çocuklarda bu tarz ürünlerin tüketimi daha fazla olabilir mi?” sorusu geliyor. Ya da hiperaktif çocukların olmasının sebebi bu olabilir mi? Her halükarda çocuklarımızı bu tarz ürünlerden uzak tutmamız gerekir. Yakın zamanda mağazalarda özellikle ödeme noktalarına konulan şeker ikramlarının kaldırılması için bir kampanya başlatmıştık.Firmaların ve Sağlık Bakanlığı'nın bu konuya çok daha duyarlı yaklaşmaları gerekir.  Çocuklarımıza oyuncak, elbise almaya gittiğimizde bu tarz ürünlerle hiçbir şekilde karşılaşmamız ve onların algılarına yerleştirmememiz gerekir.

    Ayrıca geniş kapsamlı, tüm dünyada çocuklarla, yapılan bilimsel çalışmalarda şekerin, özelliklefruktozun birebir obeziteyle ilişkilendirildiği gözlemlenmektedir.

    ŞEKERİ DE SINIRLAYIN!

    Yüksek fruktozlu mısır şurubu da diğer şekerler kadar tehlikeli ve sistemimiz için fazla tüketimi oldukça çok zararlıdır. Mısır şurubu yerine doğal şeker kullanılabilir. Ama şunu da gözden kaçırmamak gerekir. Ben bunu şöyle ifade ediyorum: Yağmurdan kaçarken doluya yakalandık. Sonuçta şeker zaten o kadar zararlı ki yani mısır şurubu yerine şeker yiyin derken ne demek istediğimize de dikkat edelim. Bütün olarak şekeri rutin beslenmemizde limitleyelim. Çocuklarımıza paketli hazır gıdalar vermeyelim. Tabii kendimiz de tüketmeyelim.

    MISIR ŞURUBU, SÜREKLİ AÇLIK HİSSİ VERİYOR

    Fruktoz tüketildiğinde, glikoza göre kan şekerini daha az yükseltir ve insülin salınımı daha az olur. İnsülin daha az salındığında doygunluk hormonu dediğimiz leptin daha az salgılanır.Buna bağlı olarak da leptin salınımı yeterli olmadığı için açlık hormonu olan grelin salınımı da beklenen kadar durdurulamaz (Hatta açlık hissini arttırdığını söyleyen çalışmalar bile bulunmaktadır.) Tüm bunları da özetleyecek olursak fruktoz tüketimi daha az tokluk hissi oluşturmaktadır ve daha çok yemeğe teşvik etmektedir. Çalışmalar bu sebeple de kilo alınımı ve obeziteyi daha çok tetikleyeceği üzerinde durmaktadır.Ama unutulmaması gereken konu ise şeker de bir o kadar etkilidir. İkisinin de uzun süreli kullanımı obezite, tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları ve metabolik sendroma yol açabilmektedir.

    Dünya Sağlık Örgütü'nün çocukları yüksek fruktozlu mısır şurubundan uzak tutma hedefleri bile sayfalarında yer almaktadır. Bunlar:

    1. Sınıflarda okulların liderliğinde sağlıklı beslenmeyi öne çıkarmak.

    2. Okullarda gazlı/meyve suları gibi içeceklerle ilgili kurallar koymak

    3. Okullarda yiyecek/içecek otomatlarını kaldırmak

    4. Okullarda çocuklara içebilecekleri ücretsiz su imkanları tanımak

    5. Tanıtım kampanyaları düzenleyerek halk sağlığı eğitimi vermek

    6. Şekerle tatlandırılmış içeceklere vergi koymak

    7. Gıda firmalarına, şekerle tatlandırılmış içeceklerin şeker oranını düşürmeleri için zorunlu yasalar getirilmesi

    8. Televizyonda ve diğer medya kanallarında şekerle tatlandırılmış içeceklerin reklamlarının yapılmasına kısıtlamalar getirilmesi (sosyal medya, gazete vs)

     

    http://www.sozcu.com.tr/2018/saglik/cocuklarda-hiperaktivite-ve-obeziteyi-tetikliyor-2271004/