yatılı detoks merkezi

  • Haftada bir gün sebze suyu ve bir günü de bitki çayı ve su günüydü. Eğer sebze suyu gününde zorlanıyorsanız, bir de sırf su içmeyi deneyin bakalım!!! 

    Normalde et ve hayvansal gıdaları çok sevdiğimden böyle bir yerde olunca sadece organik sebzeler yemek ve şekerden ve günlük tüm kargaşadan iki hafta boyunca uzakta durmak vücuduma ve ruhuma o kadar iyi geldi ki... 

    Sabahları taze pancar suyu, meyve, haşlanmış sebze ve çorbamız, öğlenleri taze meyve-sebze suyu karışımı, haşlanmış sebze ve çorba, akşamları da sadece haşlanmış sebzemiz vardı. Sabah 8:00'de 45 dakikalık bir yürüyüşe çıkıyorduk. Ardından 9:00'da kahvaltı sonra saat 10:00'da grup dersleri oluyordu. Gününe göre yoga, pilates, dans gibi değişik dersler vardı. 12:00'de yer altından gelen sıcak kaynak sularından oluşan havuzlara gittik. Saat 14:00 gibi öğlen yemeğimizi yedikten sonra 15:00'te otobüslere atlayıp doğada yürüyüşlere çıktık. Saat 17:30'ta akşam yemeğinden sonra bazen konuşmacılar oluyordu, onları dinliyorduk ya da infra-red sauna veya masaja gidiyorduk. 

    Ağustos ayına rağmen hava bayağı rüzgarlı ve soğuktu. Gerçi onlara göre yazdı ve bize çok şanslı olduğumuzu, havanın muhteşem olduğunu söylediler. Sıcaklık 7 ile 10 derece arasında değişiyordu. Kaldığımız sürece İzlanda'nın değişik doğal güzelliklerini de görmek için merkezin ayarladığı turlara katıldık. 

     

     

  • Gittiğimiz gün öğlen açık büfeden istediğinizi yiyin dediler. O da ne, büfede sadece çiğ sebzeler, baklagiller ve çerezler vardı!!! Kabak, karnabahar, brokoli, filizlenmiş mercimek, kereviz, biberler, vs… Hippocrates’te yemek düzeni şöyleydi: Sabah aç karnına taze sıkılmış çimen suyu, arada salatalık suyu sonra öğlen yemeği, arada kereviz-salatalık suyu ardından akşam yemeği. Her şey çiğ, her şey sebze. Meyve bile yoktu. Konsept vücuttaki alkali seviyesini yükseltip asit seviyesini minimuma indirmekti. Tüm hastalıkların nedeninin vücuttaki fazla asit olduğuna inanıyorlardı.

    İlk başta çok zorlandığımız bu programda gün geçtikçe inanılmaz enerjiyle dolduğumuzu, kilo verdiğimizi ve etrafımızdaki birçok hasta kişilerin iyileştiğini görünce daha büyük bir motivasyonla programa devam ettik. 

    Programa başlamadan önce kan tahlilleri yapılıyor ve program bitiminde tekrar tahlil yapılıp başlangıç ve bitiş değerleri karşılaştırılıyor. Aynı zamanda mikroskopta alınan ufacık kandan hücre analizi yapılmakta ve kişi ona göre yönlendirilmektedir. Gün içinde çeşitli dersler verilmekte ve kişiler bu tarz beslenme ve hastalıklarla ilgili bilgilendirilmekteler. Burada kilo vermeye yönelik kalori hesaplarının hiçbirisi yoktur. Size söylenilen tek şey, sağlıklı yerseniz vücut otomatik olarak gerektiği kiloya düşecektir. 

    Önerilen minimum kalma süresi 3 haftadır. Eğer gidecek olursanız lütfen en az 3 hafta kalmaya özen gösterin. 

    Hippocrates benzeri bir yer de Ann Wigmore Institute Puerto Rico’da yer almaktadır. Sanırım Kaliforniya’da da benzer yerleri bulunmaktadır. Eğer “raw food centers” diye internette araştırma yaparsanız, daha detaylı bilgilere ulaşacağınıza inanıyorum.

  • Incosol’a vardığımızın ertesi sabahı aç karnına kan tahlili yaptılar. Bayağı detaylı görüşmelerden sonra doktor ve beslenme uzmanı eşliğinde kaç kalorilik nasıl bir diyet takip etmemiz gerektiği söylendi. Doktor ayrıca spa’da yer alan terapilerden hangilerinin bizim için uygun olduğunu belirtti. Terapilerin çoğu vücudu inceltmeye ve toparlamaya yönelikti.

    Kahvaltı ve öğlen yemeği açık büfeydi, fakat büfenin orada hep birkaç kişi oluyordu ve servisi onlar bize yapıyordu. Biz istediklerimizi söylüyorduk, onlar da porsiyonları ayarlıyordu. Herkesin kalori ihtiyacına göre aldığı porsiyon miktarı farklı oluyordu. Bir de muhakkak akşamüstü çayımız oluyordu. Akşam yemekleri saat 20:00-23:00 arası oluyordu. Akşam yemeklerini önümüze gelen menüden seçiyorduk: Başlangıç, ana yemek ve tatlı. Yemekte muhakkak canlı müzik de oluyordu. Buradaki en güzel şey insan kendini hiçbir zaman diyetteymiş gibi hissetmemesiydi.

    Incosol aynı zamanda 5 yıldızlı otel olduğundan kilo vermenin yanı sıra sadece otelde kalmaya gelip spa'sını kullanmak isteyenler de oluyordu.

    Her sabah kahvaltıdan önce sahilde yürüyüşe gidiyorduk. Başımızda bir eğitmen oluyordu. Hepimiz kendi tempomuza göre yürüyüp belli bir saatte otele geri dönecek otobüsün önünde buluşuyorduk. Öğlen yemeğinden önce havuzda bir saatlik su egzersizi oluyordu. 

    Haftada iki kere tartılıyorduk ve iki kere de doktor görüşmemiz vardı. Bir de vücut ölçülerimiz alınıyordu, verdiğimiz kilonun yanı sıra ne kadar inceldiğimizi de görmek için… Burası daha çok batı tarzı diyet uyguluyor. Yani alternatif merkezlerdeki gibi gelir gelmez ilaçlarınızı bıraktırıp genellikle vejetaryen ağırlıklı beslenmeye yönlendirmiyorlar.

    Ben bir haftada 4 kilo verdim, ama ikisini hemen ertesi hafta geri aldım. Annemler bir buçuk ayda 10 kilo verdiler ve uzun bir süre kilolarını korudular.