Onlar Başardı

Burada Sayasa'ya gelenlerin başardıklarını okuyabilirsiniz.

SAYASA'nın da Didem'in de enerjisi bambaşka. Bugüne kadar bir sürü diyetisyene gitmiş olan biri olarak ilk belirtmem gereken şey oraya hiç strese girmeden, bir terapiye gidiyor gibi büyük bir heves ile gidiyorsunuz. Diyelim ki o hafta kilo veremediniz hiç sorun değil bunun nedenlerini birlikte konuşarak ortaya çıkarırken SAYASA'dan yine neşe ile çıkıyorsunuz. Bir sonraki hafta inanın vermiş oluyorsunuz, SAYASA'da Didem ile kilo verme kafanızda bir savaş olmaktan çıkıyor, yeme alışkanlıklarınızı dengelemeyi öğrenirken adeta bu dengelemenin bütün ruhunuza ve hayatınıza yansıdığını görüyorsunuz ve güzel şeyler birbirini takip ediyor. İyi ki varsin Didem, teşekkürler.

Merve Öngören

1 yıldır SAYASA'da pilates derslerine devam ediyorum. Şimdiye kadar çeşitli spor kulüplerine gittim. Ancak bir süre devam ettikten sonra bir takım bahaneler bulup aksatmaya, gitmemeye başlıyordum. SAYASA'da Didem ve Nil hocamın ilgisi, desteği ile derslerimi aksatmıyorum. Kendimi gayet enerjik ve fit hissediyorum. TEŞEKKÜRLER, ilginize, desteğinize...

Aşkın Savaş

Şu "ay senin metabolizman çok hızlı çalışıyor, hiç kilo almıyorsun" dedikleri tiplerden değilim. Canımın çektiği gibi yesem 2 aya kalmaz hayalet Casper gibi yusyuvarlak olurum. Üniversite yıllarımdan beri de kilo almamak için mücadele ediyordum. Didem'in yardımını alıncaya kadar hiç "kilo almamanın bir mücadele olmaması gerektiğini" düşünmemiştim. Bana nasıl kilo vereceğimi anlatmadı aslında, kilo vermemi sağladı ve o kiloda nasıl kalabileceğimi anlattı. Bunu bir hayat tarzına nasıl dönüştürebileceğimi anlattı. Canım kadayıf çekerse yemeyi, ama aldığım gereksiz kalorileri ertesi gün nasıl dengelemem gerektiğini öğretti, ben de kilo kontrolü otomatiğe bağlandı. Bir gün ucunu kaçırırsam (ki haftada bir oluyor) ertesi gün çok dikkat ederek kilomu koruyorum, çok da kolay oldu benim için bu

Turgut Kağıtçı

Didem Kanca Üstay ve SAYASA sadece kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam için değil, hayata bakış açınızı değiştirmek için tanışmanız gereken kişi ve gitmeniz gereken mekan. Benim için mutluluğun ve huzurun adresi.

Ebru Atılgan

 

Kendimi bildim bileli hep daha zayıf olma çabasında oldum. Hani çevrenizdekilerin "Aman canım neren kilolu sen de saçmalıyorsun, balık etisin sen" dediği bir görünüm. Ama mutlu olmadığımdan birçok diyetisyene gittim. Vermem gereken hep 4-5 kilo vardı, vermesine veriyordum ama sonrasında da hemen alıyordum. Doğum sonrası bu kilo beni daha da rahatsız etmeye başladı. Bir gün arabayla geçerken SAYASA'yı gördüm, merak edip içeriye girdim. Muhteşem huzurlu, tertemiz bir mekan... Işıl ışıl parlayan, güler yüzlü, hayat dolu, güven veren bir kadınla karşılaştım... Ertesi hafta hemen programa başladık. Zayıflama programı demeyeceğim, beslenme alışkanlıklarını değiştirme programıydı bu. Didem daha önce hiç alışık olmadığım bir yaklaşımla başladı olaya. Uzun vakit ayırarak sadece beslenme alışkanlıklarımı değil, hayatımla ilgili de konuştu benimle... Bitmeyen mide ve baş ağrılarımı da konuştuk. Mutsuzluklarımı da...

Bana çiğ sebze dokunuyor dediğimde, "Tamam o zaman yemek zorunda değilsin, vücudunu dinle" dedi. Akşamüstü 2 galetan var dediğinde, "Didem ne olur kepekli tost ver beni çok mutlu ediyor" dedim, tamam dedi. Benim canım bugün çikolata istiyor dediğimde "Ben de dün tüm gün sadece çikolata yedim, ama bugün çok çok dikkat ediyorum," dedi. Didem'in programında  "Yasak" yoktu. Kilo vermeni engelleyen birşey mi yedin? Hemen dengele... Ya da onu yerken gözünü kapa, zevkini çıkart, zaten daha fazla yemek istemeyeceksin... Ve sonuçta çaktırmadan, inatlaşmadan vermek istediğim kiloyu verdim. SAYASA'da yoga ve pilates derslerine de katıldım. Didem diyetisyen kimliği altında çok fazla alt kimlik taşıyor. O aynı zamanda bir psikolog, bir yaşam koçu. Herkesin hayatında olması gereken biri... Herşey için teşekkürler Didem'ciğim. 

Pınar Korkmaz

Hayatım boyunca kiloyla cebelleşmiş bir insanım, genetik, yeme alışkanlıkları, bozuk psikoloji, yaşanan travmalar ne derseniz hepsi mevcut ve kilo alımına müsait bir bünye. Bir gün bir arkadaşım vasıtasıyla Didem'e gittim, beklentim yoktu, çok geçmiştim o yollardan ancak arkadaşım hem ruhen hem fiziken çok farklıydı, şansımı denemek istedim. Bir gittim SAYASA'ya adeta bir cennet bahçesi, bir kere mekan pozitif, huzurlu ve çok keyifli geldi. Ardından Didem ile tanıştım ve daha ilk seansta beni kazandı. Ben hemen kilomu boyumu ölçüp elime kağıt tutuşturup 3 hafta bunu yap 4 kg ver, vermezsen şöyle şok diyet falan deyip sepetleyen ve benden ümidi olmayan diyetisyene alışığım, fakat Didem hiç üşenmedi oturdu benime uzun uzun konuştu, açıkca, sıkmadan, heyecanla ve kocaman bir gülümsemeyle. O heyecan ve pozitiflik bana geçti tabii. Artık her seansı iple çeker oldum çünkü Didem bir dost, bir psikolog, bir yoldaş gibi konuştu benimle. Bunun yanında verdiğim kilolarım da işin tuzu biberi oldu. 200gr bile versem beraber mutlu olduk. Bana köstek değil gerçekten destek oldu. Benim çok aklımda kalan bir laf etmişti, hayat dengeden ibarettir diye, bunu hep kullanırım, insan onca yükü niçin boşu boşuna taşır ve kendine eziyet eder derdi, at kurtul o yükten. Gerçekten de o yükten kurtulmanın verdiği mutluluk çok güzel bir duygu. İşin fiziksel boyutundan çok ruhsal boyutu çok daha önemli. İşte bu yüzden benim sadece fiziğimle değil içimle de uğraştığı için ben Didem'i başarılı buluyorum. Ruhsuz, sevgisiz, mutsuz bunu bir iş olarak düşünen insanlarla sıkıcı ve geçici çözüm sunan diyet listelerinden bıkan tüm arkadaşlara, bana değer veren, beni dinleyen, önüme değişik listeler koyan, hayatımı bu şekilde devam ettirebileceğim mantıklı bir yol gösteren  ve bana pozitif bir dünya sunan Didem'i ve SAYASA'yı şiddetle tavsiye ederim :) 

Zeynep Akıncı

39 yaşımda 2. bebeğimi doğurduğumda ilk bebeğimi doğurduğum 21 yaşımdaki gibi kolaylıkla eski vücuduma döneceğimi sanırım hayal ettim. Hayatım boyunca hiç kilo problemi yaşamamış ve hep 38 beden Zara pantolonların içine kolaylıkla girmiş olan ben, doğumdan sonra geçen yoğun çalışma hayatı ile halen doğum kilolarımdan kurtulamamıştım. Ha bu yıl bu kilolardan kurtulacağım ha yeni yılda derken, bebeğim büyüdü 8 yaşına geldi ama ben eski halime yaklaşamadım bile. Hayatımda diyet yapmamış bir kişi olarak diyet yapmak bana göre değildi. Ama her zaman spor yapmayı sevmişimdir. Eee dedim hiçbir şey için geç değil, bu kadar adını duyduğum pilatese başlayayım, bir deneyeyim bakalım gerçekten işe yarayacak mı? 

Yaklaşık 5 aydır SAYASA'nın muhteşem pilates öğretmenleri ile haftada 2 gün pilates yapıyorum ve sonucun harika olduğunu çok uzun zamandır unutmuş olduğum hemcinslerimin bakışlarından anlıyorum. Bunu hissetmek çok güzel. Sömestr tatilinde kızımın yanına Montreal'e gittik ve gururla söyleyebilirim ki yeni tanıştığım tüm arkadaşları anne değil ancak ablası olabileceğimi söylediler. Kızım Doğa'nın benim bedenim ile tekrar gurur duyduğunu gözlerinde görmek çok güzeldi. Öncelikle sevgili Didem'e sonra tüm ekibine çok teşekkür ediyorum. 

Keystone International Schools founder (kurucusu) Sema Sever

Didem ablayla yollarımız çok ilginç bir şekilde kesişti. Ona çok rahat bir şekilde abla diyebiliyorum çünkü gerçekten ablam gibi oldu. Benim için bir diyetisyenden çok daha fazla şey ifade ediyor. Beni en çok etkileyen şeyi Didem ablanın hayat hikayesi olmuştu, herşeyiyle yaşadıklarıma çok benziyordu. Hem hayatta ne yapmak istediğini bilemeyişi, bunu arama çabası, hem de yaşadığı kilo problemleri. Ben de onun gibiydim, okuduğu bölümün aslında yapmak istemediği bir meslek olduğunu anlayan bir yandan da kilolarıyla uğraşan biriydim. Bu kadar çok ortak nokta varken bu  insanla tanışmalıyım dedim ve bir gün SAYASA'yı arayarak randevu almaya karar verip Ankara'dan İstanbul'a gittim. Benim hikayem aslında Didem ablayla tanışmadan önce başlamıştı, blumia nevroza öyküsü olan, herşeyi dış güzellik olarak gören genç kızların başına gelen tipik öyküm vardı. Önce kendime bile blumia olduğumu itiraf edemediğim dönemler, annemin kusma nöbetlerimi görerek blumia olduğumu anlaması ve bir uzmandan yardım almam gerektiğine karar verişimiz. Önce bir yıl kadar Ankara'da tedavi gördüm çünkü tüm sistemlerim çökmek üzereydi, vücudumun toparlandığını hissediyordum ama asıl sorun ruhum, aklım hala kusmak istiyordu çünkü yediğim herşey çokmuş, herşey çok tehlikeliymiş gibi geliyordu gözüme. 

Didem abla belki benim ilk tedavi sürecimde yoktu ama benim hastalığımı sonlandıran muhteşem insandır. Görüşmemizin ilk dakikalarında önüme bir nutella kutusu ve bir kaşık koydu, benden gözlerimş kapatarak çikolatanın tadını hissederek yememi istedi ve ben o kaşığı bitiremedim. O gün anladım önemli olan yediğim şeyi hissederek yemekti, o gün bitiremediğim bir kaşık nutella belki karnımı doyurmadı, belki gözlerim açık yeseydim o kavanozu bile bitirebilirdim ama ruhum o tada doymuştu ve daha fazlasını istemedi.

Didem abla farklıydı çünkü asla bana kaşık, kibrit kutusu vs sınırlaması getirmedi. Tek ve en önemli kural DOYMAKTI, önce ruhumu dinleyip ne istediğini bilmek ve doydum sinyaline kulak vermekti. Eee tabii bir de yerken yemeği hissederek zevk alarak yemeyi unutmamaktı. Şimdi hem ruhum hem vücudum tamamen blumiadan arındı. Ve ben bu arınmanın yanında bir de Didem Abla gibi harika bir insanı kazandım. Kilolarımla nasıl başedeceğimi öğretn, hayatta hangi mesleği yapmak istediğimi bulmama yardım eden, başım her sıkıştığında bana yol gösteren ve bunu bıkmadan usanmadan yapan canım ablam Didem Ablaya sonsuz teşekkürler. Biliyorum ki sen olmasan bu kadar kısa sürede başaramazdım.

Hiçbir zaman zayıf olmadım. Yaşım ilerledikçe kilom da paralel olarak artıyordu. Bu konuda herkes gibi ben de mutlu değildim. Her tartıya çıktığımda diğer zayıflamak isteyenler gibi ertesi gün diyete başlamaya karar veriyordum. Sadece teoride kalıyordu. Yaşım 50 olduğunda kilom 102 oldu. Ailem artık buna bir dur demem gerektiğini söylediğinde yapacağımı diyete başlayacağımı söylüyor ama bu süreci bir türlü başlatamıyordum. Bir gün görümcem telefon etti. "Salı akşamı saat 19:00'da Didem Hanım'a randevu aldım." dedi. Görüşme günümün ertesi günü Ramazan ayı başlıyordu. Ben yanlış bir zamanlama olduğu konusunda ısrar ettim. Ama tabii ki beni dinlemedi. SAYASA'ya gitme nedenim görümcemi mahçup etmemek, onu kırmamaktı. SAYASA'nın kapısından içeri girdiğimde kendimi bir kliniğe gelmiş gibi değil de bir arkadaşımı ziyarete gelmiş gibi hissettim. Ortam çok samimi ve sıcacıktı. Görüşme saati Didem hanım beni kapıda karşıladı. Öyle samimi öyle zarif öyle sıcak bir karşılama idi ki sanki ilk defa değil de yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettim. Oturduk, karşılıklı iki arkadaş tadında sohbet etmeye başladık. Ben ne zaman diyet konusuna geleceğiz liste nasıl olacak diye bekliyorum. Zaman geçti ama ne liste ne yasak. Sadece kendime ait beslenme alışkanlıklarımı bir de farkındalık nedir biliyor musunuz diye sordu. Bilmediğimi söylediğimde küçük bir uygulama bir test yaptı. Ve 2 saate yakın sohbetimizin içinde diyet kelimesinin hiç geçmediğini fark ettim. Görüşmemiz bittiğinde yasaksız, listesiz bir süreci başlattı. Sadece ne yersek yiyelim farkında olarak tadına vararak. Ben 2 yıl sürecinde Didem Hanım'ın bana önerdiği farkındalık ilkesini esas alarak 30 kilo verdim. Bu sürede kendimi hiç diyet yapıyor gibi hissetmedim. Herşeyi yiyebiliyordum ama farkında olarak. SAYASA ve Didem hanım bana 20 yılımı geri verdi. İyi ki de hayatımda varsınız Didem Üstay. 

10 yaşındaki bir kız bunları yapabiliyorsa bence herkes yapabilir. Az da olsa zorlandım ama insan isteyince yapabiliyor. Didem ablayla tanıştığım için çok mutluyum. O tüm yaz boyunca benim manevi annem oldu. Hiçbir zaman benden bıkmadan benimle vakit geçirdi. Ben de onunla birlikte bunları yaptığım için çok ama çok mutluyum. Didem abla ve SAYASA ailesine herşey için çok teşekkür ederim.

Hilal

Didem ablayla ilk tanıştığımda, beni elimde bir kaşık nutellayla karanlık bir odada bırakmıştı, öncelikle anlam veremesem de, o kaşığın üstündekinin tadını çıkartarak keyifle yememi istedi ve odadan çıktı. Bir bakmışım, normalde düşünmeden mideme indirdiğim 1 kavanoz nutellanın, 1 kaşığı bile fazla tatlı gelmiş, elimde yarısıyla kala kalmıştım, ama bu nasıl olmuştu? Ben Didem ablayla sadece kilo vermedim, onunla harika, pozitif ve öğretici bir yolcukuğa çıktım. Bana bütün hayatım boyunca kullanabileceğim beslenme bilgilerinin dışında, gerçekten yemek yemenin bilinçle yapılması gerektiğini ee sağlıklı bir vücudun ne kadar önemli olduğunu öğretti.

Herşeyden önce Tiroid hastası olduğumu Didem ablayla öğrendim. Şikayetlerimi onunla paylaştığımda öncelikle bir endokrinoloğa gitmemi daha sonra sonuçlarıma göre bir beslenme düzeni üstünde gideceğimizi söylediğinde şaşırmış olsam da, dediğini yaptım ve bunca zamandır hormonlarımın da birçok şeyi etkilediği gerçeğiyle yüzleştim. 

SAYASA'ya her gelişim bir keyif bir mutluluk oluyordu. Sizi tartıya çıkartıp kötü hissettirmek yerine, korkuyla, baskıyla alışmaya duyduğumuz "1 kibrit kutusu" terimleri yerine, kendinizle barışmanızın yolunu gösteren harika bir insan vardı karşınızda. Didem ablanın 7/24 telefonla, "ben yedim, şimdi napıcam?" paniklerime verdiği tatlı cevaplar arada yoldan çıksam da bana doğru yönde bir ışık tuttu ki inanın benim için çok anlamlı. 

Şu an spor yapıp, sağlıklı beslenmeme özen gösteriyorum ve bütün bunları kendi mutluluğum için yapıyorum. Didem abla gibi gözlerinin içi parlayan, etrafına ışık saçan harika biriyle tanıştığım için çok şanslıyım. Siz de diyetisyenden öte, size hayatınız boyunca doğru beslenmenin ve bu beslenmeyle mutluluğa kavuşmanın yolunu gösterecek birini arıyorsanız doğru yerdesiniz. Herşey için tekrar teşekkür ederim.

Sevgiler,

Alev Yakal

Ben 17 yaşımdan beri fazla kilolarım ile uğraşıyorum. O tarihte fazla kilom sadece 5 kilo idi. Yıl 1977 diyet sektörü bu kadar gelişmemişti. Büyük bir üniversite hastanesinde doktorun yönlendirdiği uzman bir diyetisyen eşliğinde bir ay içinde bu kiloyu verdim. Ancak esas sorun benim için yeni başlamıştı. Çünkü hiçbir zaman sıfır beden değildim ve vücut yapım ve genlerim buna müsait değildi. Gençlik yıllarımda hep balık etli hatta bazılarına göre şişman bir kızdım. Sosyal çevremde herkes yüzümün ne kadar güzel olduğunu ama biraz kilo vermem gerektiğini söylüyordu. Ben de 35 yaşıma kadar daha fazla kilo vermek ya da kilomu muhafaza etmek için büyük mücadele verdim. Haftada birkaç gün iş çıkışı spora da gitmeye başlamıştım. Bir çok diyet yaptım, hatta açlık diyetine (buna diyet denmez ama) bile girdim ama asla toplumun değer yargılarına göre istenilen zayıflıkta olamadım. Toplumun üzerinde yarattığı baskı ile o yıllarda hayatı kendime zehir ettim. Şimdi geriye baktığımda bütün bunların yanlışlığını ve gereksizliğini görebiliyorum.

Daha sonra 2001 yılında özel hayatımda yaşadığım tramva niteliğinde iki olay nedeniyle kilo almaya başladım. Bir zaman sonra fazla kilolarım maalesef 20 kiloya vardı. Üzüntülerim nedeniyle sporu bırakmıştım ve yemek düzenim tamamen bozulmuştu. Ayrıca üzüldükçe karbonhidratlı gıdalara yönelmeye başlamıştım. Bu süreç 8-9 yıl sürdü. Bu arada gitmediğim diyetisyen ve uygulamadığım diyet kalmadı diyebilirim fakat kilo vermem çok yavaşlamıştı. 3-4 ayda zorla 5 kilo verebiliyordum. Dolayısıyla moralim bozuluyor ve diyeti bırakıyor sonra yeniden başlıyordum. Müthiş bir kısır döngüye girmiştim. Bu beni ruhen çok etkiledi. Ayrıca diyet yaparken sosyal hayattan da kopmaya başlamıştım. Arkadaşlarımla dışarı çıkamıyordum çünkü elimde listeler vardı, birçok şeyi yemem ve içmem yasaktı. Bu yıllarda tiroidimde de sorun çıktığını öğrendim. Önce haşimato sonra da hipotiroid oldum. Ama ben gene diyetlere devam ediyor kah alıp kah veriyordum. Birkaç yıl önce başka sağlık sorunlarım da ortaya çıktı ve ben 50 yaşına gelmiştim. Gittiğim tüm doktorlar sağlık nedeniyle kilo vermem gerektiğini söylüyorlardı. Kendi kendşme son bir kez bir diyetisyene gitmeye karar verdim ve bir arkadaşımın çok memnun kaldığı diyetisyen Didem Kanca Üstay'a gitmeye karar verdim. Didem Hanım'ın merkezi SAYASA ile tanıştım. Didem hanım diğer diyetisyenlere hiç benzemiyordu. Bana listeler ve kibrit kutusu ölçüleri dayatmadı. Bana daha önce kimsenin söylemediği birşey öğretti, "vücudumun isteklerini dinlemeyi ve daha birçok şeyle birlikte bunun benim için bir yaşam biçimi olmasını sağladı. Bu dönemde 6 kilo verdim. Sonra diyete ara vermek istedim. Koruma programına geçerek SAYASA'da pilates çalışmaya başladım. Pilatesin de insanın kas sistemi için inanılmaz faydalı olduğunu gördüm. Halen pilatese devam ediyorum, yaşadığım sürede de devam etmek istiyorum. Didem hanım ile verdiğim kiloyu korudum. Sonra birkaç kilo daha verdim. Şimdilerde son kalan fazlalıklarımı da vermek üzere 1 aydır diyet yapıyorum. Vermeye başladım. Nisan ayında istediğim kiloya düşeceğime inanıyorum. Bu yolda SAYASA ve Didem hanım bana desteklerini hiç esirgemiyorlar. Hepinize sonsuz teşekkürler. 

Kilo problemiyle uğraşmak gerçekten çok zor birşey. Yaşamayanların bunu kolay kolay anlayabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca toplumun dayatmaları da biz şişman insanların ruh sağlığını gerçekten çok olumsuz yönde etkiliyor. Suçluluk duygusu ve komplekslere kapılmamıza sebep oluyor. Bu yok zor ama artık başarılabilir diye düşünüyorum. Herkese sevgiler.

Amerika'da üniversite okumaya gelmeden önce çok çok kilolu değildim, ama her gün yeni bir diyet deneyip biraz daha kilo vermek istiyordum. Hiçbir zaman başarılı olamasam da o zamanlar çok kilolu sayılmazdım. Herşey Amerika'ya geldiğimde değişti. Büyük porsiyonlar, derslerin verdiği stres, aile özlemi derken kendimi kaybettim ve yemeği olumsuz hislerimi bastırmak için kullanmaya başladım. Canım sıkıldığı zaman saat kaç olursa olsun kendimi dışarıya atıp köşedeki markete gidiyordum ve bir koca poşet dolusu çikolata, şeker alıp geri dönüyordum. Herşey yarım saat içinde midemdeki yerini alıyordu. Sonrasındaki pişmanlık ta çabası.

Bu böyle dört yıl devam etti. Orada da bütün diyetleri, danışmanları denedim, ama hiçbir sonuç alamadım. Sonuncu senemin yılbaşı tatilinde İstanbul'a gitmiştim. Bir gazetede Didem'in verdiği röportajı okudum. Sanki kendi hikayemi okuyordum. Ağlayarak gazeteyi anneme gösterdim ve 'Anne, ben doğru kişiyi buldum' dedim. Didem'in başından geçenler benimkinden farksızdı ve beni çok iyi anlayacağından emindim. İlk görüşmemiz ben Amerika'ya dönmeden hemen önce oldu. Ama o kısa zamanda bile kafamda bazı şeyler değişmeye başladı. Diyetlerin boyundurluğundan kurtulmanın zamanı geldiğini anladım. Aynı zamanda kendi vücudumdan ne kadar koptuğumun farkına vardım.

Artık açlık hissi diye birşey kalmamıştı bende. Çünkü vücudumu dinlemeden aç veya tok sürekli yiyordum. Üniversite son dönemimi bitirip mezun olana kadar kilomda bir değişiklik olmadı. Ama bu dönem süresince Didem ile e-mailleştik ve kendimi psikolojik olarak değişime hazırladım. Temmuz ayının başında İstanbul'a döndüğümde artık hazırdım. Didem'i düzenli olarak görmeye ve SAYASA'da pilatese başladım. Başta beni en çok zorlayan tekrar vücudumu dinlemeyi öğrenmek oldu. Bütün yaptığım diyetler ve kısıtlamalar vücudumu o kadar alt üst etmişti ki, tokluk hissini farketmeyi yakalamak biraz zaman aldı. Fakat daha sonrası mucize gibiydi. Yaklaşık 1.5 sene içinde 22 kilo verdim ve geri almadım. Hala arada sırada kendimi kaybettiğim ve çok yediğim zamanlar oluyor. Ama artık paniklemiyorum. Vücudumu dinlediğim sürece o dengeyi tekrar bulacağımı biliyorum. Didem'e panik içinde 'Çok korkuyorum Didem' diye attığım maillarıma Didem korkmamam gerektiğini ve yediğimin kontrolünün tamamen bende olduğunu söyleyerek cevap veriyor. Artık 'Battı balık yan gider' mantığından vazgeçtim. Bugün çok yersem, yarın az yiyyorum ve bu şekilde kilomu koruyorum.

88 kilodan 66 kiloya düştüm ve şimdi hedefim olan 59 kiloya ulaşmaya çalışıyorum. Ama artık acelem yok. Yavaş yavaş yediğimin tadına vara vara hedefime ulaşacağımdan eminim. Başladığım noktaya bakılırsa inanması zor ama şimdi pilates eğitmenliği eğitimi almaya hazırlanıyor ve yeme bozuklukları terapisinde master (yüksek lisans) yapıyorum. Didem'in dediği gibi, hayatta başımıza gelen herşeyin bir nedeni var... Benim kilolarla mücadelem de hayatta gerçekten yapmak istediklerimi öğretti bana. Tam anlamıyla hayatımı değiştiren, yediklerimden zevk almayı öğreten Didem'e, canım dostuma binlerce teşekkürler, sevgiler...

SAYASA ekibi ile tanışalı sadece 2 ay olmasına rağmen, Didem Hanım sayesinde 8 kilo, pilates hocam sayesinde de 2 beden inceldim. Onlara sonsuz teşekkür ediyorum, bana tekrar kendime olan güvenimi kazandırdılar. Her dersten önce güler yüzle ve sevgiyle karşılandığım bu merkezde kendimi gerçekten çoook iyi hissediyorum. MERCI BEAUCOUP!!!

Aşağıdaki yazının orijinalini okumak ve resimleri görmek için:

www.caferuj.com.tr/saglikli_yasam/Diyet_Gunlugu/2010/11/09/mnin_diyet_maceralari

Selam Smile

Dün sizlere 60 kiloda takılıp kaldığımı, bu yüzden bir beslenme uzmanıyla görüşeceğimi söylemiştim.

Aslında bu kararımı vermemin çeşitli sebepleri var. Yıllardır diyet yapıp duruyorum kilo alıyorum, kilo veriyorum, tekrar kilo alıyorum tekrar veriyorum. Tam bir kısır döngü yani. Dolabımda her beden kıyafet var. 74 kilodan 63'e indikten sonra daha fazlası için kasmadım. Ama sonradan düşündüm, aslında bu kiloda mutlu değildim.

Şimdi burada oldukça hassas bir nokta var. Birkaç gündür epey mail aldım sizlerden. Beni destekleyenlerin yanı sıra kilomun normal olduğunu, diyet yapmamın delilik olduğunu, hatta fazla kilolu insanlar için kötü bir örnek olduğumu yazanlar da oldu. Kimseyi üzmek, kırmak gibi bir amacım yok. Bu diyet günlüğü bir arkadaş sohbeti sırasında diyet yaparken yediklerini yazmanın motivasyonu artırdığını konuşmamız üzerine ortaya çıktı. Yazdıklarım aslında sadece diyetimi değil, günlük yaşamımın her anını kapsıyor.

Bu ufak açıklamadan sonra bugün neler yaptığıma gelelim Smile

Sabah uyanıp evime çok yakın olan Didem Kanca Üstay'ın 'Sayasa-Sağlıklı Yaşam Merkezine' doğru yürürken kafamdan milyonlarca düşünce geçiyordu. Çünkü daha önce de diyetisyenlere gitmiş, ancak hiçbir sonuç almamıştım. Dragos'un yeşil yollarından geçerek Sayasa'ya ulaştığımda farklı birşeyler yakalayacağımı hissetmiştim. Kapıdan içeri adım attığımda koskocaman bir bahçe ve güzel bir mandalina ağacı karşıladı beni. Nedense aklımdan burada güzel rakı balık yapılır diye geçti. Zayıflama hayalleriyle gittiğim Sayasa'da aklıma ilk gelenin rakı-balık olması rezaletti Smile Hemen bu düşünceleri kafamdan kovaladım. Daha sonra beni güler yüzüyle karşılayan Didem Hanımla koca koca kırmızı koltukların olduğu bir odada konuşmamıza başladık. Ben biraz meraklı olduğum için Didem'in hikayesini daha çok merak ettim. Çünkü üniversitedeyken onun da başı kiloları ile dertteydi ve bu dert ona mesleğinin kapılarını açmıştı. Yemenin %50si psikoloji diyen Didem Kanca Üstay'ı diğer diyetisyenlerden ayıran en önemli nokta sıcaklığı. Sizinle konuşurken hiçbir çekinceniz kalmıyor, yani gece oturup bir tencere makarna yedim deseniz bile sizi asla yargılamayacak birisi. Çünkü ne yaşadığınızı kendi deneyimleriyle anlıyor. Boş bir empati kurmuyor yani. 

'Üniversitede 80 kiloyu gördükten sonra tartılara küstüm ve zayıflamaya karar verdim' diyen Didem'in şu an 50 kilo olduğunu ve oldukça hoş bir kadın olduğunu söylemem gerek Wink Sohbetimiz devam ettikçe kendime inancım arttı dersem abartmış olmam. Ne de olsa karşımda 30 kilo vermiş iradeli bir genç kadın duruyordu. Bu keyifli sohbet sırasında Didem bana diyette (ki kendisi bu sözcüğe inanmıyor) en önemli şeyin farkındalık duygusu olduğunu anlattı. Farkındalık duygusunu yakalayamadığınız bir yiyeceğin bizi asla doyurmayacağını öğrendim. Şimdi işin en keyifli kısmına geliyoruz. Farkındalık duygusunun öneminden bahsederken Didem bana çikolata sevip sevmediğimi sordu. Tabii ki seviyordum ve bir paket çikolatayı 1 dakikada yiyebilme yeteneğine sahiptim Kiss Ne de olsa çikolata hazzın diğer adıydı.

İşte sevgili okur biz o hazzı tamamen yanlış algılıyormuşuz. Didem bir kaşık Nutellayı önüme koyarak: 'Şimdi bu çikolatayı gözlerini kapatıp, hissederek yemeni istiyorum' dedi ve odadan çıktı. Önümde tanıdık bir lezzet vardı. Kim bilir kaç gece televizyon karşısında Nutella kaşıklamıştım.

Nutella'ya baktım, o bana baktı ve gözlerimi kapatıp yavaşça hissetmeye çalıştığım o çikolatadan bugüne kadar hiç almadığım bir tat aldım. İlk defa çikolatanın içindeki kakao ve yağ tatlarını bu kadar keskin hissediyordum.

Çok keyifli geliyor değil mi?

İkinci bir kaşık ister miydiniz? 

Evet mi?

Ben ikinci bir kaşığı yiyemedim Smile

Hadi canım evde olsan kesin yerdin mi diyorsunuz? Evde denemesi bedava. Hadi siz de deneyin Laughing

Bu eğlenceli test sonrasında Didem bana yeme isteğinin psikolojik boyutlarını anlattı. Yani o Nutellayı kaşıklamanızın sebebi patronunuza kızmanız, yalnız hissetmeniz ya da sevgilinizden ayrılmış olmanız olabilir. Farkettim ki ben de birilerine kızınca yemek yiyorum.  

Kilomun sabitlendiğini anlattığımda ise bana 5 günlük bir tek gıda diyeti uygulamamı söyledi. Bu tarz diyetler kilonuz sabitlendiğinden vücuda 'Hadi devam ediyoruz' mesajını vermek için yapılıyrmış. Yani 5 günden fazla uygulamak yok. Ben bu tek gıda diyetine bayram tatilinde evde olunca başlamayı düşündüm. Çünkü iş yerinde bütün gün haşlanmış patates ya da sebze çorbası yemem çok zor. Metabolizmamı uyarma programım dışında protein ağırlıklı bir beslenme programı yaratmaya karar verdik.

Bu arada Didem'in burçlara göre diyet tavsiyeleri de var. Burçlardan hiç anlamayan sadece Koç burcu olduğunu bilen benim bile ilgimi çekti anlattıkları. Ama bunları yarın anlatıcam, şimdi yemek yemem lazım.

Ne mi yiyeceğim? Nutella olmadığı kesin Smile

Sevgiler

M*