Zayıflama Merkezleri

Sevgili diyetnedir.com okuyucuları,
Burada dünyanın çeşitli noktalarında bulunan, gidip kaldığım zayıflama ve detoks merkezleri ile ilgili izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz Mayıs ayında senelerdir kilolarıyla savaş veren annem ve sürekli insülin kullanarak şeker hastalığını kontrol altında tutmaya çalışan annemin zayıflama merkezi partneri Sevgi teyzenin acilen bir merkeze daha gitmeleri gerektiğini gözlemledim. İnsanın annesi ya da çok yakını oldu mu sanırım söz geçiremiyor ya da yüz göz oluyor. Bir de para faktörü var tabii. Onlara diyorum: 'Şu işler için para vermeden kilo veremiyorsunuz.' Kilo başına kaç euroya geldiğinden bahsetmeyeceğim bile!!! Gerçi onların bu kilo ve diyabet sorunu benim de değişik tecrübeler kazanmama yol açıyor. Bundan dolayı da onlara buradan teşekkür ediyorum. Herşey ve herkes birşeylere vesiledir.

Uzun araştırmalarım sonucunda İtalya'da Capri'de 5 yıldızlı bir otelin aynı zamanda zayıflama programı olduğunu da gördüm. Bu sefer de burayı deneyelim dedik. Ben, bu hazırlıkları yaparken annem 89 kiloydu ve ona dedim: 'Anne'ciğim, ne olursun en azından gidene kadar alma ki oraya gidince bu noktadan başlarız.' Ama sanki bunu söyleyen ben değilmişim gibi annem oraya gittiğimizde tartıda 94.5kg çıktı. Bu tamamen 'Pazartesi diyete başlayacağım, şimdi istediğim kadar yiyeyim nasıl olsa sonra yemeyeceğm' tarzı bir psikolojidir. Çoğu kişi elinde olmadan bu ruh haline girer ve rejim öncesi daha da çok kilo alır.

İlk gün tartıya çıktığımızda doktor benim kilo vermemem gerektiğini söyledi. Ama ben de muhakkak düşük, 800 kalorili bir diyet programına katılmak istedim, çünkü bu bir grup işidir. Her öğün gidip tek başıma yemeyeceğime göre annem ve Sevgi teyzenin karşısında daha çok yiyip onları özendirmek istemedim.

Gelelim programa: Genelde burası spa programı ve 2 Michelin'li restaurantı ile bilindiğinden gelenler ya yemek için ya da vücut bakımı için burayı tercih ediyorlar. Zaten sabah kahvaltısı açık büfe olduğundan kahvaltıyı odamıza getiriyorlardı ki canımız diğer yiyecekleri görüp çekmesin diye.

Gittiğimiz günün ertesi sabahı aç karnına hemen metabolizma ölçümü ve kan tahlili yaptılar. Ardından doktor ve diyetisyen görüşmelerimiz oldu. Diyetisyen neleri sevip sevmediğimizi sordu ve ona göre 800 kalorilik bir menü hazırlandı. Doktor da, spa bir diğer adıyla 'güzellik çiftliğinde' hangi tip masajların ve aletlerin vücudumuza iyi geleceğini vücutlarımızı inceleyerek karar verdi. Oradan çıktıktan sonra her gün verilen aquagym adlı 'havuzda jimnastik' dersimize katıldık. Dersi veren eğitmen çok kilolu bir bayan olduğundan biraz hayal kırıklığına uğradık. Burada da insan görüyor ki görsellik çok önemli. Bundan dolayı eğitmenlerin fit görüntüsü karşısında spor yapan insanın çok daha fazla motive olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. En azından benim, annemin ve Sevgi teyzenin görüşü böyle. Esasında eğitmen dersi güzel yaptırıyordu, yine de ne bileyim şöyle taş vücutlu birisiyle yapsak ta fena olmazdı hani yaniLaughing İnsanın kendini öyle hayal etmesi bile çok güzel. 

Sabah aquagym'den sonra muhakkak ya masaj oluyorduk ya da vücut inceltici toparlayıcı bir makinaya giriyorduk. Arada Sevgi teyzenin şekeri olduğundan spa'nın oraya onun ara öğünü olan taze meyve geliyordu. Terapilerden sonra üzerimizi değiştirip yemeğe iniyorduk. Yemekte elimize o gün öğlen ve akşam yiyeceğimiz yemeklerin listesi veriliyordu. Yemeklerimizin kaç kalori olduğu da yazılıyordu. Kahvaltı odamıza geldiğinden onun bilgisi verilmiyordu.

Yemekten sonra arada Capri'nin yokuşlu yollarında bir saatlik yüryüşümüz oluyordu. Haftada 2 gün kişisel eğitmenle spor salonunda bir saatlik çalışmamız vardı. Burada eğitmen hem fiziki görüntüsü hem de çalıştırma tazrıyla dört dörtlüktü ve bizlerle çok ilgileniyordu. Günde en az 3 ama genelde daha fazla spa'da randevumuz oluyordu. Bundan dolayı da zaman nasıl geçiyordu anlamıyorduk. Çoğu zaman saat 19:30'da başlayan akşam yemeğine ancak 20:30 gibi gidebiliyorduk. Genelde bu tarz yerlerde insan acıktığından saat gibi hemen yemek başlar başlamaz kapısında olur, ama bizleri oyaladıklarından yemek saatimiz bile gecikebiliyordu.

Haftanın bir günü de mutfakta sağlıklı yemek pişirme dersi vardı. Şef, bizlere menüde çıkan bazı yemekleri nasıl yaptığını gösterdi. Bazılarının tariflerini de elimize yazılı olarak verdi.

Ben gittiğimizin 5. günü artık çok acıkmaya başladım. Hatta son gün restaurantta güzel farklı birşey yemek istiyordum. Çarşamba akşamından cumartesi öğlen yiyeceğim yemeğin siparişini verdim. Garson ilk olarak restaurantın kendi menüsünü istediğimde çok şaşırdı, ardından cumartesi öğlen için 2 ana yemek siparişi verdiğimde daha da çok şaşırdı ve de güldü. Ben de 'çok açım' dedimWink Annem ve Sevgi teyze zorlanmadılar. Sanırım ekstra kilo olunca vücutta, 'az yemek' insanı o kadar çok etkilemiyor, çünkü depodan kullanacak enerjileri olabiliyor. 

Yemeklerin lezzetlerine gelince tek kelimeyle MUHTEŞEM, MUHTEŞEM, ve yine MUHTEŞEM! Genellikle deniz mahsülleri ağırlıklı menüde herşey inanılmaz lezzettliydi. Hele sunumlar ayrı güzellikteydiler. O zaman diyorsunuz ki tevekkeli değil bu restaurant 2 Michelin almış diye. Hani diyet menüsünün sunumu ve lezzeti böyle olursa diğer yemekler kim bilir nasıldır diye geçiriyor insan. Gümüş çaydanlıklarda çay servisimizden tutun da her yemek ayrı bir tabakta yemeğine göre sunuluyordu. İlk olarak insanın zaten gözü doyuyordu.

Yurtiçi ve yurtdışında bir çok 5 yıldızlı yerlerde kalmış olmama rağmen Capri Palace'taki servisi ben başka hiçbir yerde hayatım boyunca görmedim. Hiçbir şey eksik ya da yanlış gitmez mi ama gitse bile hemen sizi sinirlendirmeden telafi edilebilir mi? Wowwww.... Tekrar tekrar söyleyeceğim, ben böyle hizmet veren başka hiçbir otel ya da merkez görmedim.

Diyetisyenimiz Cinzia çok sıcak, içten ve de en önemlisi işini severek yaptığını size her an hissettiren birisiydi. İlk hafta bitiminde ben döndükten sonra her 2 günde bir annemlerin kilolarını, kandaki şeker seviyelerini ve programı nasıl takip ettiklerine dair bana bir rapor yolluyordu. Hatta annemler döneli 2 aydan fazla olmasına rağmen geçenlerde bana bir e-mail göndererek onları ve beslenme düzenlerini sordu.

3 haftanın sonunda Sevgi teyze insülin kullanımını tamamiyle bıraktı. Annem ve kendisi 7 kilo verdiler. Bir de spor artı inceltici makinalara girdiklerinden, döndüklerinde verdikleri kilodan daha da incelmiş duruyorlardı. Umut ediyorum ki bu verişleri uzun ömürlü olurKiss

Kısacası biraz Capri'de gezineyim, biraz da kiloma dikkat edeyim ve de güzelleşeyim diyorsanız burasını muhakkak tavsiye ederim. Tabii ücret olarak gittiğimiz yerlerin arasında en pahalısıydı. Maddi durumunuz el veriyorsa hiç düşünmeden kalkın gidin derim. Haaa bir de en önemli husus İtalya gibi bir yerde kendinizi tutup o güzelim yemeklerden yemeyecek ve şarap içmeyecekseniz!!!